İnternet Magazin Haber Gazetesi

Anne’ye Tokyo Uluslararası Drama Festivali’nden özel ödül

Star Tv’nin geçen sezon yayınlanan reyting rekortmeni dizisi Anne’ye Tokyo Uluslararası Drama Festivali’nden özel ödül.

Yönetmenliğini Merve Girgin Aytekin’in üstlendiği MEDYapım-MF Yapım ortak yapımı olan ve başrollerini Vahide Perçin, Cansu Dere, küçük oyuncu Beren Gökyıldız ve Gonca Vuslateri’nin paylaştığı “Anne” dizisi Tokyo Uluslararası Drama Festivali, “Yabancı Dizi” kategorisinde özel ödüle layık görüldü. 26 Ekim 2017 Perşembe günü , Tokyo ’da gerçekleştirilecek ödül töreninde Anne dizisine ödülü verilecek.

GENEL HİKAYE:

Zeynep, annesi tarafından 5 yaşında terk edilince, iki yıl özel bir yetiştirme yurdunda kalmış, daha sonra Cahide tarafından evlat edinilmiştir. Cahide, Zeynep’i öz çocuğu gibi sevmiş, korumuş ve kollamış olmasına rağmen Zeynep, üvey olmanın bilinciyle içine kapanık ve yalnız bir çocuk olarak büyümüştür. Zeynep hayatına fazla insan almaz. Kendini bildi bileli sevdiği kuşları, özellikle de göçmen kuşları fotoğraflayarak geçimini sağlar. Göçmen kuşları takip ederek yaşamak, hiçbir yere ve kimseye bağlanmayan Zeynep’e çok uygundur. Bu ilgisi zamanla tutkuya dönüşür. Bütün hayatını kuşların göç zamanlarına ve yollarına göre organize eder.

Geçimini sağlayabilmek için bir ilkokulda arşiv görevlisi olarak çalışmaya başlar. Arşiv odasında, fotoğrafları, kitapları ve okulun evrak işleriyle ilgilenirken hiç kimseyle iletişime geçmez. Bu durum onun tercih ettiği bir yaşam şekliyken, okuldaki 1. Sınıf öğretmenlerinden biri rahatsızlanınca, Zeynep kendini birden sınıf öğretmeni olarak bulur.

Zeynep, soğuk, mesafeli ve sorumluluk almak istemeyen bir kadın olduğu için öğretmenlik onun yapabileceği en son iştir. Ancak yine de görevini yerine getirir. Ders verdiği sınıfta onun hayatını sonsuza kadar değiştirecek Melek ile tanışır.

Melek , evde gördüğü fiziksel ve duygusal şiddete rağmen hayata pozitif bakmaya çalışan, neşeli, hayatta kalma dürtüsü yüksek bir çocuk oluşuyla Zeynep’in ilk günden dikkatini çeker. Zeynep, bu neşeli tavrının aslında bir yarayı gizlediğini, kendi hayatındaki yaralarla örtüştüğü için çok iyi anlar. Melek’in gördüğü kötü muamelenin izleri, rehber öğretmen Sezgin tarafından fark edilince, Sezgin durumun takipçisi olur. Bu işi tek başına yapmak istemeyen Sezgin, Zeynep’i de işin içine çeker. Ancak Zeynep, her ne kadar Melek’in durumunu çok iyi anlasa da, bağ kurmaktan ve sorumluluk almaktan korktuğu için başlarda sadece bir izleyici olarak duruma dahil olur. Melek de, Zeynep’in mesafeli tavrından, bir yarası olduğunu hissetmiş, onunla bağ kurmak istemiş ve bu yüzden Zeynep’in yanında, yakınında olmayı seçmiştir. Zeynep, Melek’ in bu kapalı yardım çağrısından kaçabildiği kadar kaçar. Bu sırada beklediği gezi ekibinden haber gelir. Zeynep yola çıkmak üzereyken Melek ‘le vedalaşmak için son kez evine gider. Onu bir çöp poşetinin içinde ölüme terk edilmiş halde bulur. Bu an Zeynep için dönüm noktası olur. Melek’ in kurtarıcısı olmaktan başka yolu kalmadığını kabul eder.

Aslında bu yolculuk, Melek’i içinde bulunduğu durumdan kurtarmak olduğu kadar, Zeynep’in de kendi
geçmişiyle hesaplaşmasının başlangıcıdır.

Yolculuğun başlangıcında, yeni bir hayata başladıkları için Tuğçe’ye yeni bir isim gerekmektedir. Göçmen kuşları çok seven Zeynep, ona Turna ismini koyar. Bunu yaparak, ilk ebeveynlik adımını da atmış olur. Zeynep’in “anne” olma serüveni, daha yeni başlamaktadır.

Zeynep’in Turna ile olan yolculuğu, onların hayatına dokunan her kadında, kendi anneliğini sorguladığı ve çocuğuyla arasındaki bağı yeniden tanımladığı bir dönüşüme yol açacaktır. Ama en büyük yolu elbette Zeynep alacaktır. Bu, Zeynep’in bir “anne”ye dönüşmesi kadar bir “evlat” olmayı da öğrenmesinin hikayesidir.