Herkesin tatile gitmesi gerekmiyor!

Virüsle savaşın ikinci aşamasında en kapsamlı normale dönüş adımları atılmaya başlandı. Rehavet riskinin de yüksek olduğu dönemde Bilim Kurulu üyeleri ‘aynı kâbus tekrar etmesin’ dedi, iki başlıkta uyardı: Turizm sezonu açıldı ama tatil beldelerinde sağlık alt yapısı yetersiz. Herkesin tatile gitmesi gerekmiyor. 15 Haziran’da açılacak kreşler büyük risk. Önlemler artırılmalı.

Normalleşmenin en geniş aşaması olan üçüncü aşamanın başladığı gün Bilim Kurulu üyelerinden yine kritik uyarılar geldi. Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise yaz tatiline gideceklere uyarılarda bulundu. Ceyhan, tatile gidecek olanların rahatlıkla suya girebileceğini, ‘havuz suyundan yada deniz suyundan virüs bulaşır’ diye bir korkularının pek bulunmadığını bildirdi. Ceyhan “Yüzerken de yine mesafeyi korumak lazım. Orada en çok korkulan şey yine, solunum yolunda bir virüs taşıyan kişinin ağzından, burnundan çıkan damlacıklarla bulaşmış herhangi bir yere değdirip ağza buruna götürme şeklindeki bulaşma. Sosyal mesafeye dikkat edecekler. İnsanlar, suya girmedikleri zaman maske takacaklar. Temizliğe çok dikkat edecekler. Otelde herhangi bir yere ellediklerinde ellerini temizlemeden ağızlarına, burunlarına götürmeyecekler. Yoksa gıdadan, sudan bulaş gibi bir olay pek söz konusu değil. Tuzlu suda virüsün daha az yaşadığı gibi bir şey gösterilmedi. Zaten mantıken de pek söz konusu değil. Dolayısıyla deniz suyunun virüsü öldürücü bir etkisi yok. Ancak her zaman, havuza kıyaslarsanız deniz daha temizdir. Onu tercih etmekte yarar var” diye konuştu. Ceyhan yine yazlıklara gidecek insanların, özellikle gidecekleri yerdeki bazı durumlara bakmaları gerektiğini kaydederek “Normalde yüz bin nüfuslu yerlerde sağlık alt yapısı yetersiz. İyice düşünmelerinde yarar var. Herkesin mutlaka tatile gitmesi gerekmiyor. Evde kalmak tatile gitmekten daha sağlıklı” dedi.

ÖZEL KREŞLER İÇİN DİKKAT

Prof. Ceyhan, özel kreşlerin 15 Haziran’da açılacak olması nedeniyle de çocuklarını buraya gönderecek ailelerin dikkat etmesi gereken kurallar olduğunu belirtti. Her kaldırılan tedbirin mutlaka bir risk oluşturduğunu, kreşlerin de yüksek risk taşıyan yerlerden bir tanesi olduğunu vurgulayan Ceyhan, şunları kaydetti: “Çünkü neticede oraya giden çocukların mesafeye uyması ve maske takması son derece zor. Kreşlerin açılma nedeni tamamen çalışan anne ve babaların işe gidebilmesini sağlamak. Zorunluysa gidilecek tabi ki. Giderken de kreşlere, mutlaka kendilerine gönderilen rehberlere göre tedbirlerini alacaklar. Ama özellikle çocukların götürülürken mutlaka mesafeyi olabildiğince dikkat etmesi, sınıflarda eskisi kadar çok çocuk bulundurulmaması, havalandırmaların daha fazla olması ve çocukların ellerinin değdiği yerlerin sık sık dezenfektanlarla temizlenmesi ve çocuklara da mümkün olduğu kadar el temizliğinin öğretilmesi yararlı olur. İmkanı varsa ailelerin, kreşe göndermeden bakılabilecekse tercih etmekte yarar var.”

TOPLUMDA DEĞİŞİK BİR YAPI OLUŞTU

Prof. Dr. Seçil Özkan da internet üzerinden el hijyeni konusunda 8 bin 500 kişi ile yaptığı araştırmanın toplumn el hijyeninini yüzde 90 oranında önemsediğini, ancak maske ve meskeyi uygun kullanma konusunda sıkıntı olduğunu belirtti. Özkan “Ama toplumda bu süreçte değişik bir yapı oluştu. Ben buna 2 uç nokta diyorum. Bunlardan bir tanesi obsesif kompulsif davranışlar göstermeye başlama, diğeri de bu önlemlerden yorulduğu için bu pandemide komplo teorileri üretip ‘Yalan bir şey, bunlara inanmıyorum’ diyen diğer uç nokta. Bu iki uç nokta çok tehlikeli” ifatesini kullandı.

İKİNCİ DALGAYA YAŞATABİLİR

“Yeni normale geçtiğimizde bu 2 uç noktada kalırsak tekrar ikinci bir dalga yaşayabiliriz” diyen Prof. Dr. Özkan, uç noktalardan ortaya gelinmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Ne saat başı kapı kollarını temizleyelim ne de çok umursamaz olalım. Bu 2 uç noktadan uzaklaşmamız gerekiyor. Öbür uç noktada yorulacağız. Biz buna ‘önlem yorgunluğu’ diyoruz. O yönden dezavantaja düşeceğiz ya da psikolojik sorunlarımız çıkacak. Bu noktada ise ‘bana bir şey olmaz’ psikolojisi ile de yine ikinci bir dalgaya neden olabileceğiz. ‘Bana bir şey olmaz’ davranışı bizim bulaşıcı hastalıklarda da diğer hastalıklarda hep başımızı yemiştir. Maskeyle nefes almak, elimizi yıkamak zor gelebilir, antiseptik taşımak zor gelebilir ama bunu normal ve uygun düzeyde yaparsak sağlığımızı korumuş olacağız. Sonradan ‘of, ah’ dememek için gereken kurallara uymalıyız.”

GazeteMAG Arşiv Haberler

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmanız için çerez kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanmayı kabul etmiş sayılırsınız. TAMAMDetaylı bilgi için tıklayınız.