“Vali diye aradılar para istediler!” Op. Dr. Gürdal Ören sordu Cenk Eren cevapladı

Op. Dr. Gürdal Ören’in GazeteMAG okuyucuları için geçekleştirdiği sağlık yazı dizisinin yeni konuğu, unutulmaz eserlere ses veren, efendiliği ve yardımseverliği ile her daim adından söz ettiren Cenk Eren oldu.

Türk müziğinin güçlü sesi Cenk Eren, Opr. Dr. Gürdal Ören’in bu haftaki konuğu oldu. Meslek yaşamında 30 yılı geride bırakan, unutulmaz eserlere ses veren, efendiliği ve yardımseverliği ile her daim adından söz ettiren Cenk Eren, samimi açıklamalarıyla hakkında merak edilen tüm soruları yanıtladı.

Bir hekim olarak öncelikle söylemek istiyorum ki oldukça sağlıklı ve fit görünüyorsunuz. Bunun için özel bir çaban var mı?

Aslında herkes kadar dikkat ediyorum beslenmeme. Özel bir çabam yok. İki gün canım ne isterse yiyorum, sonraki sonraki 10 gün daha dikkatli yiyorum.

Spor yapıyor musun?

Yürürüm sadece. Ancak tempolu bir yürüyüş değil. Cihargir’de olduğum için çok yürüyüş yapma şansım yok. Arabaya binip, ormana gidip yürüyüş yapmayı da sevmiyorum açıkçası.

Uzun yıllardır sanat camiası içindesin… Bu yıllar içinde yaşadığınız en önemli kırılma noktası neydi?

Çok var aslında. Dönem dönem kırılma noktaları oluyor. Ankara’da doğdum büyüdüm ama Alanya’da yaşıyordum, oradan İstanbul’a gelişim, ilk 5-6 senem… Bu bir kırılma noktasıydı.

Nasıl oldu İstanbul’a gelişin?

Alanya’da mutlu mesut yaşıyordum, düzenimi kurmuştum. Dönemin İstanbul’daki en meşhur kulübü olan Kapkara’nın sahibine söylemişler beni. Böylece İstanbul’a geldim. O dönem Kenan Doğulu, Sibel Tüzün, Burak Kut, Yıldız Tilbe… Hepimiz Kapkara’da çalışıyoruz. Aslında İstanbul’a çok alışamadım ve Alanya’ya kaçtım, sonra tekrar getirdiler beni. Yavaş yavaş alıştım tabii…

NİYETİM SAHNELERİ BIRAKMAK

İstanbul’dan uzaklaşmayı düşünüyor musun ilerde?

Ben şehirciyim. Domates, biber, patlıcan yetiştireyim diye bir derdim yok. Şehrin göbeğinde oturmayı severim. Ancak işi bir süre sonra bırakmak niyetindeyim.

EMEKLİ OLDUĞUMU AÇIKLADIM LİNÇ ETTİLER

Emekli olduğunu açıkladın olay oldu…

Linç ettiler beni. Dalga mı geçiyorsun, o para sana yeter mi diye… babacığımın vasiyeti vardı bana; “Oğlum devletten bir maaşın olsun” dedi. Ben de bunu bütün iyi niyetimle yazdım. Emeklilerin halinden ne anlarsın diye yazdılar. Ben demedim ki ‘Bu parayla gül gibi geçinirsiniz’ diye… Devletin verdiği maaşı yazdım oraya. Keşke devlet, bunun 3 katını 5 katını verse emeklilere. Acayip bir durum oldu.

SOSYAL MEDYADA ÇOK AGRESİFTİM, ŞİMDİ BIRAKTIM

Sosyal medya ile aran nasıl?

8-9 sene öncesine kadar kötüydü. Önüme gelene saldırıyordum. Çok agresiftim. Baktım olacak gibi değil. İlk lincimi de Çeşme’deyken yemiştim. Sahneye çıkacağız, şampanya ikram ettiler. O sırada da deprem olmuş bir yerde, biz duymadık. Vay efendim ‘deprem oldu sen şampanya içiyorsun…’ O gün ben de durmadım tabii, acayip bir şey oldu. Son yıllarda sadece işimle alakalı şeyleri paylaşıyorum. Nadiren takipçilerle soru-cevap yapıyorum. Böylece sakin bir hayat geçiriyorum.

ŞARKIM 50 MİLYON TIKLANSIN DİYE BİR DERDİM YOK

Yeni şarkınız ‘Hay Aksi’ epey ses getirdi. Nasıl tepkiler alıyorsun?

Ben aslında slow şarkıların adamı olarak biliniyorum. İlk defa hareketli bir şarkı söyledim. Bu saatten sonra ben ve benim tarzımdaki insanların şarkı, albüm gibi kaygılarımız yok. Şunun iddiasında değilim, ‘Şarkı yaptım, 50 milyon tıklansın’ demiyorum. Oradan ayrıldım ben. O genç arkadaşların işi. Onlar şarkı yapıyorlar, albüm yapıyorlar, sahneye çıkmak, konser vermek için. Allah’a şükürler olsun bizim artık öyle bir kaygımız yok. Ekstra denildiği anda akla gelebilecek 7-8 kişiden biriyim. Onların biraz kendilerini ispat etme, şarkılarıyla gündeme gelme durumları var. Biz ise güzel bir şey yapalım dinleyen dinlesin durumundayız.

SAHNE İLE AŞK-NEFRET İLİŞKİM VAR

Sahne senin için ne ifade ediyor?

Ben sahneyi çok seviyorum. Müthiş yoruluyorum, müthiş seviyorum ve bazen de müthiş nefret ediyorum. Ben aklım başımda olduğundan beri şarkıcı olmak istedim. Bu kadar uzun yıllar şarkı söyleyince bazen bunalıyorsun. Bu nefretle aşk ilişkisi gibi bir şey.

Dinleyiciden beklentin var mı?

Bu yıllar içerisinde kendini geliştiren bir durum. Sahnedeki şarkıcı dinleyiciyi yönlendirir. Öyle bir repertuvar yaparsınız, öyle bir duruşunuz vardır ki sizi dinlemeye gelen insan gerçekten sizi dinlemeye gelmiştir. Herhangi bir saygısızlık yapmaz.

BU CAMİA RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR

Uzun yıllar böyle bir camianın içinde ayakta kalmanın zorlukları neler?
Sağlığınızdan oluyorsunuz. Hedef oluyorsunuz… Mesela bana sosyal medyadan ‘Cenk Eren hayat sana güzel’ yazıyorlar… Ben de diyorum ki, “21 yaşındasın, üzerine 10 sene daha koy… 31 senedir çalışıyorum. Hayat bana tabii ki güzel olacak…” Bizim camiada 30 sene çalışmayı 2’yle çarpacaksınız. 60 seneye bedel… Bu sizin ruhsal sağlığınızı bozuyor. Mesela bende insülin direnci çıktı.

Son yıllarda birçok genç isim çıktı ama en çok Aleyna Tilki konuşuluyor. Dünya starıyım diyor, Ne düşünüyorsun Aleyna Tilki ile ilgili?

Aleyna’yı ilk kez televizyonda Gesi Bağları’nı söylerken duyduğumda tweet atmıştım, ‘Bu kız geleceğin starı’ diye… Çok nadir yaptığım bir şeydir bu. Bayılmıştım. O ışık da vardı onda. Dünya starı olur mu? Yaşı çok genç olduğu için bir şansı var, olabilir. Amerika’da bunu yapabilecek bir Ahmet Ertegün vardı. Aleyna’ya Amerika’da yatırım yapabilecek bir prodüktörün olması lazım. Yoksa öbür türlü kolay değil. O şartları da barındırıyor aslında… Deliliği, çok konuşması, şarkı söylemesi, hayatı, vurdumduymazlığı… Starlıkta olması gereken bütün dengesizlikler var Aleyna’da. Genelde büyük starlarda dengesizlik olur, olmazsa büyük star olmaz.

Ne gibi dengesizlikler?

Mesela Madonna’ya baktığınız zaman Ankara Radyosu şarkıcısı gibi mi davranıyor. Açıyor, çıldırıyor, Vatikan’a giydiriyor. Bunları normal ruh haliyle yapamazsınız, delilikle yapabilirsiniz. O zaman star olursunuz.
Yıldız Tilbe delidir ve bu memleketin starıdır. O deliliği yapmasa zaten o şarkıları yapamaz.

Son dönem popüler isimlerden kimleri beğeniyorsun?

Aleyna’yı beğeniyorum. Simge, Ece Seçkin, Derya Uluğ, Edis, Merve Özbey, İrem Derici, Berkay… Bu isimleri beğeniyorum ve kalıcı olacak kişiler.

YouTube’daki sahte tıklanmalarla ilgili ne düşünüyorsun?

Ben bu tıklanma işlerinden falan anlamam. Kaç tane ekstraya gidiyorum, kaç tane konsere gidiyorum ben buna bakarım. Kimseyi yermek için söylemiyorum ama bakıyorsun 50 milyon tıklanmış ama hiç konseri yok. Herkes böyle yapıyor demiyorum ama abartılı şeylerin döndüğü belli. Ben kendimi o taraftan ayırdım. Şimdiki gençlerin mücadelesi bu… Bizim zamanımızda da şarkıcı ‘Kendisi şu kadar albüm aldırdı’ diye duyardık. Bu onun değişik bir versiyonu.

PARK YAPTIRDIM LİNÇ YEDİM

31 Mart seçimi sonrası Zonguldak’ta park yaptırdın, çocukları sevindirdin… Anlatır mısın olayı?

Seçimlerden sonra bir muhtar kazanamayınca yaptırdığı parkı söktürmüş. Benim yumuşak karnım çocuklarla yaşlılardır… Yaşlı ve çocuk dediğiniz zaman bana yaptıramayacağınız şey yok. Çocuklara hiç dayanamam. Haberde ağlayan çocuğu görünce Twitter’da ‘Yeni muhtar beni bulsana’ yazdım. İrtibata geçtik ve oraya bir tane park yaptırdık. Oradan da linç yedim…

Son derece iyi bir şey neden linç yedin?

Reklam düşkünü dediler bana. İnsanlar duyar ve bir şeyler yaptırmak isterler diye düşünüp paylaştım ben oysa ki…

VALİ DİYE ARADILAR PARA İSTEDİLER

Bir de dolandırılma mevzunuz oldu sanırım…

Bu olaydan bir süre sonra bir telefon geldi. Kendisini Zonguldak Valiliği Özel Kalemi diye tanıtan biri aradı. Sonrasında Vali diye bir başkasına verdi telefonu. Özel telefonumdan arandım ve Zonguldak’la böyle bir irtibatım var diye aklıma bir şey gelmedi. Vali diye konuşan kişi park için teşekkür etti. Sonrasında da ‘120 tane akülü sandalye alacağız, 100 tanesini temin ettik, 20 tane eksik kaldı dedi. Size 3 tane akülü sandalye yazabilir miyim’ dedi. Çok zarif gidiyor konuşma, 20 sandalye gönderir misiniz demiyor… Tabii ki dedim, bir hesap numarası gönderdiler, parayı çıkaralım dedim. Sonra bir arkadaşıma bundan bahsettim. Hemen beni aradı ve Zonguldak Valisi’nin böyle bir şeyden haberi yok dedi. Oradaki asayiş devreye girdi ve hesaba giden parayı bloke ettiler. Böylece kurtardık parayı…

SÜRPRİZ BİR PROJE ALBÜM GELİYOR

Art arda Tanju Okan ve Ferdi Özbeğen proje albümleri yaptın. Yeni proje albüm gelecek mi?

Hem Tanju Okan hem Ferdi Özbeğen çok iyi gitti. Şimdi Allah izin verirse bir sürpriz proje var. Ekim sonu gibi bir proje albüm çıkacak. Daha repertuvar aşamasındayım.

ALBÜM SANATÇININ APOLETİDİR

Proje albümleri kendin mi yapmak istiyorsun, yoksa teklif mi geliyor?

Kendim istiyorum. Son yaptığım şarkıyla da alakalı mesela… Tek şarkı çıkaran popçular kulvarında yarışmak istemiyorum. Bir albüm sanatçının apoletleridir. Proje albümlerden iyi şansım güldü, akıllıca işler yaptım. Belki son albüm de olabilir… Yeter artık.

Kariyerinde yapmadım dediğin bir şey var mı?

Yok aslında. Açıkhavada konser yaptım, Rumeli Hisarı’nda konser yaptım. Türkiye’nin en ünlü gazinolarında çalıştım. İyi proje albümler yaptım. Başka ne yapabilirim ki… Dünyaya mı açılacağım diyeyim.

HERKES SEZEN, AJDA VE TARKAN OLAMAZ

Neden olmasın?

Olmaz… İnsan ne olduğunu bilmeli. Almanya’da, İsviçre’de diskoda 100 kişiye şarkı söyleyip dünyaya açılma olmaz. Bu bir projedir. Bakın Aleyna gidiyor geliyor Los Angeles’a mesela… Benim böyle bir iddiam yok ki… Ayrıca herkes star olmaz. Herkes Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Tarkan olmaz. Onlar ömürlerinin sonuna kadar bu işi yaparlar. Başka şarkıcılar da olur, onların da bir kitleleri, bir dönemleri vardır. Böyle çok fazla saldırıp, onu da yapacağım, bunu da yapacağım demek bana biraz ayıp geliyor. Yapmışım işte yapacağımı… Biraz da gelenlere bir şeyleri bırakmak lazım.

Türkiye’de star çok sanki…

Star olarak kalırlar. Memleketlerde de 5 tane 10 tane star olur. 150 tane star olmaz. Bizde de belli başlı 10 kişi vardır star diyebileceğimiz. Oyuncusu şarkıcısı içinde. Onlar Türkiye’nin sanatın yüzüdür. O arada bir sürü insanlar gelir gider. İyiler gelir gider. Dönemsel olanlar vardır, 10 senelikler vardır.

Müzik yarışmalarına nasıl bakıyorsun? Yüzlerce kişi katılıyor ama çok da başarılı olan yok…

İrem Derici çıktı mesela kariyer olarak çok başarılı. Çok iyi bir sesi var.

Ama 500 kişiden bir kişi çıktı…

Zaten dünyada da böyle. Televizyon dediğimiz şey reyting için yapılır. Televizyon sahibine, yapımcıya yarar. Aslında kötü bir şey değil. Çocuklar orada 5-10 dakika da olsa kendilerine gösterme fırsatı buluyor.Çünkü bir insanın bizim camiada kendisini göstermesi artık çok zor. Orası yine bir şekilde bir fırsat. Eğer orada başarılı olursa, akıllı da olursa yolu açılmış oluyor.

BECERİKLİ BİRİ DEĞİLİM, İYİ ŞARKIDAN ANLAMAM

Yapımcılık tarafına geçmeyi, yeni isimler sesler keşfetmeyi düşünür müsün?

Yok düşünmüyorum. Benim öyle bir becerim yok. Birisine ‘bu şarkı güzel’, ‘Bu şarkı olur ya da olmaz’ diyebilecek yetim olduğunu düşünmüyorum. Ben bir yorumcuyum, iyi şarkıcıyım o kadar. Ben çok iyi şarkıdan anlamam mesela. Milletin havalara uçtuğu şarkıyı anlamam. Ya da benim havalara uçtuğum şarkı patlamaz mesela.

ANKARALI KAFASIYLA BİRİKİM YAPIYORUM

Birikimini nasıl değerlendiriyorsun. Ticaret yapmayı düşünüyor musun?

Yok. Ankaralı kafasıyla yaşıyorum. Evini al, alabiliyorsun arsanı al, altın yap… Borsaydı şuydu buydu hiç bunlara aklım ermez. Daha da eski kafalıyım. Ev alacaksam bile iskanı varsa alırım. O derece. Ticaret yaparsam batarım. Çünkü anladığım bir iş değil.

Yoğunlukta kendinize vakit ayırabilir musunuz?

Gayet de güzel ayırıyorum. İşlerim yoğun ama gündüzüm var. Artık konserler eskisi gibi değil, haftada 2 gün çalışıyorsun. Hadi 3 gün olsun. 3-4 gün kendine kalıyor.

Neler yaparsın boş günlerinde?

Sultanahmet, Kapalıçarşı, Eminönü, İstiklal Caddesi gezerim. En sevdiğim şey İstanbul’da yürümek. Mesela İstiklal’de yürümezsem o hafta hiçbir şey yapmamış gibi hissediyorum kendimi.

Çok teşekkür ederim içten cevapların için… Eklemek istediğin başka bir konu var mı?

Keyifli bir sohbetti çok teşekkür ederim.

arşiv haberler

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmanız için çerez kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanmayı kabul etmiş sayılırsınız. TAMAM OKU