YouTube / gazetemag tv

ŞOK! VİDEO HABER! İrem Derici: Ben bu piyasanın…

İrem Derici RadiOnAir’da Pelin Çini’nin konuğu oldu. Bir hayli keyifli geçen programda İrem Derici bir birinden ilginç özel açıklamalarda bulundu.

RADYODA TT OLDU

31 Mart Perşembe günü Pelin Çini’nin RADİONAİR’DEKİ konuğu İREM DERİCİ idi.
Derici ile Çini’nin sohbeti Twitter’da #iremdericiyesoruyorum hashtagi ile TT oldu.

“EKŞİ SÖZLÜK YAZARLARI BENDEN TİKSİNİYORLAR SANIRIM”

Kendi kendime soruyorum: “ Ben ne yaptım bu sözlük yazarlarına?” diye. Memleketin başına gelmiş en kötü şeymişim de avamlık kraliçesiymişim de…İlk başlarda bunları okuyunca çok etkileniyordum. Allahtan 5-6 aydır toparlandım. Eski İrem gibi kendimi çok seviyorum. Hani sorsan bir daha dünyaya gelsem yine bu kadın olmak isterim. Ama ilk dönemler ağlama krizlerine girdiğimi, kendimi eve kapattığımı bilirim. Aynaya bakamıyordum ya! Tamam, kendimle dalga geçen biriyimd ama size “geçirelim kıza” hakkı vermiyor ki!

“BİR GÜN METROBÜSTE…”

Bir gün metrobüste karşımda duran iki kız yüzüme baka baka konuşuyorlardı. “Hakikaten ağzı çok büyükmüş” diyor biri öteki “O kadar da yaşlı gözükmüyor” diye cevaplıyor. Dayanamadım. “Aloooo ben buradayım” diye uzandım”! Sen böyle tepki verince hemen “Siz çok samimisiniz ya ondan çekinmiyoruz” şeklinde geliyor cevap. Abicim samimiyiz diye yerin dibine sokman mı gerek?

“ O geceyi izleyip izleyip kendime halleniyorum”

Aslında kendime aşığım. Çok güzel bir kadın değilim ama istediğim zaman seksi olabiliyorum. Seksilikten kastım mini etek, dekolte vs değil. Bakışlar, haller, tavırlar. Mesela Sihirli Mikrofon Ödül Töreni’nde sahnede üzerimdeki kostümün sadece kolları açık ama izleyip izleyip kendime halleniyorum! O kadar seksi geliyor.

“BU ALBÜMDE HERKESE OYNADIM”

Artık “up” olmak istiyorum, yaşımı yaşamak istiyorum.O mıy mıy şarkıları söylemek istemiyorum. Onlar da güzel işlerdi tabii ki ama bundan sonra Dantel’deki gibi daha iddialı, sert parçalar çıkacak. Albümde herkese oynadım zaten. Arabesk cover da var babamla türk sanat müziği düetim var. Millet “Albümün bir tarzı olmalı” diyor ya benim hiç öyle bir derdim yok. 80 milyona yakın insan var herkesin içinden alacağı bir şey olsun. Çünkü benim derdim herkes tarafından sevilmek. Kendimi bildim bileli girdiğim her ortamda en “popüler” olmak gibi bir takıntım var. Ne yapayım? Lisede falan her yere ismimi yazardım. Sonra da etrafımda biri varsa ona “Bu ismi unutma, bir gün herkes bu ismi bilecek!” derdim. Hırsa bak!

“LİSEDE LAKABIM MAGANDAYDI”

Hep ‘erkek fatma’ kılıklıydım. Lisede lakabım ‘magandaydı’. Üç yakın kız arkadaşım var sadece onlar da yurtdışında. Kadınlarla çok iyi anlaşamıyorum çünkü “kadın sohbetleri”nde sıkılıyorum. Mesela kadınların anne olduktan sonra kimlik değiştirmelerini anlamıyorum. Seksi Ayşe gidiyor “Ahmet bebeğin annesi Ayşe” geliyor. Sosyal medyaya da yazıyorlar ya “Bugün mamamızı bitirdik” falan diye. Yaşamadan bilemezsin tabii ama bu durum çok saçma geliyor. Anne olursam ben de değişir miyim? diye korkuyorum zaten. O yüzden de çocuk işini yapamayacağım gibi..”

“PARALI ADAM ARAMAK DA NEYİN KAFASI?”

Kadınların zengin adam peşinde koşmalarına da tahammülüm yok. Aşık olacaksın! Aşık! paralı adam aramak neyin kafasıdır yahu? Benim için hayatımdaki erkeğin maddi durumu hiçbir zaman önemli olmadı. Bir işi olsun ve o işte en iyisi olsun, işini severek yapsın yeter. İşine aşık adam en seksi adamdır zaten. Bir de ben zekaya aşık oluyorum. Tip mip de mühim değil. Bir laf etsin ve ben içimden “Ulan bunu ben niye düşünemedim?” diyeyim. Hayran kalayım.

“BANA KALSA MUSTAFA SANDAL’I SEÇERDİM”

Üniversitede babamın zoruyla sosyoloji okudum. Nasıl nefret ediyordum anlatamam. Okuldan sonra da babamın ajansında işe başladım. metin yazarlığı yapıyordum. Çok da iyiyimdir bu arada ama mutsuzluğumu anlatamam. 44 beden olmuştum, o derece. Sonra tesadüfen O SES TÜRKİYE’ye katıldım. İlk elemeye Taksim’de bol içmeceli bir gecenin ardından girdim. Amy Winehouse’un bilinmeyen bir şarkısını söylemiştim. Ön jüri şarkımı yarıda kesmişti hatta, baya da üzülmüştüm. Sonra aradılar, katıldım ve devamı malum. Hülya Avşar dışında kimse dönmedi. Sonra Mustafa Sandal da Murat Boz da “Biz niye dönmedik yahu?” dediler. Bu arada Mustafa Sandal’a aşıktım küçükken. Fotoğraflarını falan biriktiriyordum o derece. Dönse kesin onu seçerdim.”

“EVLİLİĞİN DEVAM ETMESİ İÇİN FORMÜL: 4 ÖPÜCÜK”

Aşkın ömrü 3 yıl. Böyle bir kitap var. Kanıtlanmış bir şey bu. Aşk hormonal bir şey ve geçiyor önemli olan ömrünü uzatabilmek. Babamın bu konuda bir formülü var. Adı : “4 öpücük formülü”. Elden öpücük saygı, alından öpücük şefkat,yanaktan öpücük dostluk ve dudaktan öpücük seks. Bunların hiçbirini ihmal etmeyeceksin ki evliliğin devam etsin. Biri azaldığında ilişki sallanmaya başlıyor, ikinci de gittiğinde iş bitmiş oluyor. Şu an özel hayatımla ilgili konuşmuyorum. Zaten konuşmama da gerek yok çünkü bir herşeyi herkesin gözünün önünde yaşadık. Söyleyebileceğim tek şey. Çok dostane bir ayrılık yaşandı. Bundan sonrası için tek dileğim herkesin çok mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesi.

ALBÜME YATIRDIĞIM PARAYLA İKİ EV ALIRDIM

İlk iki single’ı babamın desteğiyle çıkardım. Sonra da iş patlayınca, konserlerden kazanmaya başladım. Albüme de tüm kazandıklarımı yatırdım. O parayla iki ev alırdım. Ama evi barkı ne yapayım? dedim. Kendi kendimin yapımcısı oldum. Albüme prodüktör olarak ismimi yazarken “Ulan İstanbul sen mi büyüksün? Ben mi?” kafası geldi. Günlerce uyumadım.

“BEN BU PİYASANIN…”

Piyasaya girdiğimde. Single zamanı Plak şirketi sahibi ile ilk toplantımızda masaya elimi vuruap “Ben bu piyasanın…..” dedim! Hiç unutmam karşımda Özgür Aras vardı. Kıpkırmızı oldu, tansiyonu falan düştü. Ama ne yapayım? amacım oydu. Zaten kimse de benden böyle bir başarı beklemiyordu. “Zengin reklamcının kızı istiyor, bir single yapalım yürüsün gitsin” deniyordu. Bilmiyorlar ki ben bu günleri 14 yaşından beri hayal ediyorum. Her sabah kalkar defterime yapacaklarımı yazarım, 16 yıldır. Bazı maddeleri artık yazmama gerek yok. “Bostancı’da konser ver”, “Sezen Aksu’dan sıfır kilometre bir şarkı al” gibi…Şimdi hedef “Açık Hava’da konser..” sırada o var.

“HEDEFİM AJDA PEKKAN GİBİ OLMAK”

Albüme hazırlanırken 13 kilo verdim. Zayıflığımdan memnunum ama spor yapmadığım için 75 yaşında anneanne kıvamında sarktım. Popom yer çekimine yenik düştü. Şimdi pilates ile toparlamaya başlayacağım. Onun dışında güzellik takıntım yok. Bazen hala makyajla uyuyorum hatta. Geçenlerde botoksa başladım. Alnıma ve göz kenarlarıma yaptırdım. İleride ihtiyacım olursa da yaptırırım. Benim hedefim Ajda Pekkan gibi hayatım boyunca bu işi yapmak. Hiç ara vermeden…”

BABAMIN SÖYLEDİĞİ HER ŞEY ÇIKAR

“Kalbimin tek sahibine” çıktığı zaman SAMSUN DEMİR aradı ve “İrem iyi gidiyordun baltayı taşa vurdun bu parça çok avam” dedi. Sinirden ağlamaya başladım ve derhal babamı aradım. Her şarkıya onla karar veriyoruz ya. “Babaaaa!” dedim “Bak ne diyorlar, kariyerimi bitirdin”. Babam “Sus be!” dedi. “Göreceğim ben sizi bu şarkı SAMANYOLU gibi olacak”. Hakikaten de oldu. Rekorlar kırdı, bir kuşak bu şarkı ile evlendi falan. Samsun Demir sonra babama espri ile “Beni yanıltan tek kişi” demiştir. O yüzden onun öngörüsüne inanılmaz güvenirim. Bugüne kadar hayatımla ilgili söylediği her şey de çıkmıştır.

CAMDAN ATLADI
KENDİ BURNUNU KENDİ KIRDI

Ünlü olmak tabii ki umurumda. Ben dikkat çekmek için lisede camdan atlamış insanım. Konuşulmayı, ilgi çekmeyi severim. O yüzden de sürekli bir şeyler üretmek zorundayım çünkü her gün yeni birileri çıkıyor. Bıraksam 6 ayda unutulurum. Camdan atlama hikayesi de kısaca: Okuldan çıkmama izin vermediler, Nişantaşı’nda tam karakolun orda bizim okul. Bir tarafı da camiiye bakıyor. Ben namaz zamanı birinci kattan atladım. Liflerim falan koptu tabii ama olsun. Okulda herkes bunu konuşuyordu. Camdan atlama işine şaşırmaya gerek yok ben bir şeyi istiyorsam yaparım. Mesela burnumu ilk kez estetik yaptırabilmek için de duvara kafa atıp kendi burnumu kırmıştım. 16 yaşımda…”

“ÖDÜL SİSTEMİNE KARŞIYIM”

Ben artık ödül kabul etmiyorum. Malum bir süre önce bir üniversite ile ödül yüzünden kapıştık. Ben de üslup olarak fazla sert bir şekilde Twitter’dan meseleyi yazdım. Sonra olaylar büyüdü…Alında kızdığım şey işin danışıklı dövüş olması. Yani ödül törenlerinde birini arıyorlar “Eğer gelecekseniz size ödül vereceğiz” diyorlar ya. Buna sinirleniyorum. O okuldan da beni arayıp “En iyi kadın sanatçı” ödülünü vereceğiz dediler. Ben de tören günü olan konseri iptal ettim. Ardından bir gün kala arayıp “Bir değişiklik oldu ‘En iyi çıkış yapan’ vereceğiz” dediklerinde de delirdim. Çocuk oyuncağı mı bu? Bir de olmuş 3 sene. Ne çıkışı?”

Türkiye'nin en hızlı ve kolay okunan internet magazin medya haber gazetesi "gazetemag.com" da günün en güncel haberlerini, aynı zamanda arşivimizi takip edebilir, okuyabilir ve sosyal medyada paylaşabilirsiniz...
GazeteMAG Arşiv Haberler

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmanız için çerez kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanmayı kabul etmiş sayılırsınız.TAMAMDetaylı bilgi için tıklayınız.