gazetemag tv

Sedat Peker’den 8. video geldi! Tayyip abi keşke müdahale etseydi!

Sedat Peker, yayınladığı son videoda bir kez daha İçişleri Bakanı Soylu’yu hedef aldı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek “Keşke Tayyip abi, bu işleri çözseydi. Bu kadar veri, belge varken çözseydi. Nedense bize, doğrulara değil onlara inanmak istedi” dedi. Erdoğan’a yönelik ‘Bir dahaki videoda helalleşeceğiz’ ifadesini kullanan Peker, uyuşturucu trafiğinde Binali Yıldırım’ın oğlunun olduğunu bir kez daha yineledi. Peker, SADAT’ın Suriye’de El-Nusra’ya silah gönderdiğini de iddia etti.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, video serisinin 8’incisini ‘Fırtınalarla Büyüyen Fidanlar Rüzgarda Yıkılmaz’ başlığıyla yayınladı. Peker’in yine mekan değiştirmesi dikkat çekti.

Peker, bir kez daha İçişleri Bakanı Soylu’yu hedef aldı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek “Keşke Tayyip abi, bu işleri çözseydi. Bu kadar veri, belge varken çözseydi. Nedense bize, doğrulara değil onlara inanmak istedi” dedi. Erdoğan’a yönelik ‘Bir dahaki videoda helalleşeceğiz’ ifadesini kullanan Peker, uyuşturucu trafiğinde eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun olduğunu bir kez daha yineledi.

“SADAT EL NUSRA’YA SİLAH GÖNDERDİ”

Suriye’ye SADAT aracılığıyla silah gönderildiğini iddia eden Peker, çarpıcı açıklamalarda bulundu:

Suriye’de sorun var diyordum, şimdi bu konuyla başlayacağız. MİT TIR’ları yakalandıktan sonra kafamda şöyle bir şey oluşmuştu. Biz hem toplumun duygularını yükseltmek hem de Bayırbucak Türkmenleri’ne, diğerlerine destek olmak İHA’lar, telsizler, çelik yelekler TIR’larca gönderecektik. Bunu o milletvekili arkadaşımızla da konuşmuştuk. O milletvekili arkadaşımız da düşüncemizi iletmesi gereken yerlere iletti. Sonra dediler ki: Sizin TIR’ların yanına ek TIR’lar verelim.

Bizim TIR’lar Sedat Peker yardım konvoyu diye gidecek, basına da poz veriyoruz. Bütün ekipmanları yolluyoruz. Ama benim adıma giden diğer araçlar var. Onlar da başka yerlerdeki Türkmenlere gidiyor diye biliyoruz. Tabii içinde silah olduğunu biliyoruz, çocuk değiliz. Olması lazım gereken şey. Ama bu MİT tarafından organize edilmiyor askeriye tarafından da organize edilmiyor. Bu SADAT tarafından organize ediliyor.”

“ÇAKMA GAZETECİLER BÖYLE YAZDI”

Soylu’nun açıklamalarını hatırlatarak ‘Kendisi psikolojik bir vaka oldu’ yorumunu yapan Peker, şunları söyledi:

“Bizim Süleyman biliyorsunuz; bir kadın iç çamaşırı olayı ile çocuk pornosu olayı çıkardı. Ben örnek vermek istesem, hayatımda aklıma gelmezdi. Psikolojik bir vaka oldu kendisi. Ben daha önceki açıklamalarımda, ‘Muhalifleri bayrak direklerine asacağım, kanlarıyla duş açacağım’ demedim. Ama çakma gazeteciler böyle yazdı. Onların yüzünden herkes böyle biliyor. Ben 15 Temmuz’u anma etkinliğindeyken bir ayrıntıya dikkat çekmek istemiştim. Bir tane asker üzerine ‘Hero’ tişörtü giyip algı operasyonu yaptı. İnsanlar üzerinde bir korku vardı. ‘Tekrardan bu FETÖ’cüler gelir’ diye. O nedenle ‘Ben üst perdeden giriş yapayım’ dedim.

Fransız devriminde Bastille Hapishanesi’nin basılması gibi FETÖ’cüler de arkadaşlarını çıkaracakmış. ‘Vatan evlatları orada olacak ve sizi bayrak direklerine asacak’ dedim. Ben muhalif demedim. Rize’de yaptığım konuşmada da ‘Hamile karılarının yanında şehit edilen kocaların, çocuklarının yanında şehit edilen babaların intikamını alacağız. Size merhamet etmeyeceğiz. Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız’ dedim.

“SİZE İKİ SKANDAL OLAYI ANLATACAĞIM”

Peker, sözlerine şöyle devam etti: “Bu konuya şu açıdan değindim. Bu da Goebbels taktiğidir. Aynı yalanı defalarca, hızlı şekilde tekrarlarsanız. Toplumun buna inanmasını sağlarsınız. Goebbels’in taktiklerini biliyorum ve Allah da fırsat verdi. Ben de kendi hikayemi anlatacağım. Haksızlık yapıldı da kardeşim.

Size televizyonlarda anlatılanlara inanmamanız için geçmişte başbakanlık döneminde yaşanan iki tane skandal olayı anlatacağım, kamuoyunda bilinmeyen. Bu hikayenin içinde herkes var. O zaman diyeceksiniz, ‘Orada bağırıyorlardı, ‘Temiz toplum, temiz toplum’ diyeceksiniz. İçinde gazete patronlarının da olduğu, benim de içinde olduğum. Ve o gazetelerin patronları da ‘Temiz toplum’ diye bağırıyordu. Biz bunları yaparken.”

“TAYYİP ABİ BELGELERE İNANMAK YERİNE ONLARA İNANMAYI SEÇTİ”

“Amacım; birilerine size düşman etmek değil. Aralarında dürüst insanlar var, namuslu olan. Geri kalanına inanmayın. Abdulkadir Selvi bir yazı yazmış. İnanmayın kardeşlerim. ‘Sayın Cumhurbaşkanım, uluslararası komplo savaşını kazanacak’ yazmış. Kardeşim sana 50 kere anlatmadık mı ‘düşkün Abdülkadir’ kameraya, tripoda ve zekaya yenileceksiniz. Ama benden önce yüce Allah’a yenileceksiniz” diyen Peker, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi, dikkat çeken sözler sarf etti:

“Bunu FETÖ’cüler için de söylemiştim. Süleyman Soylu’ya, Mehmet Ağar’a ve Pelikancılara da söyledim. Keşke Tayyip abi, bu işleri çözseydi. Bu kadar veri belge varken çözseydi. Nedense bize, doğrulara değil onlara inanmak istedi.

“10 TANE SİHA DA FİLİSTİN’E YOLLAYIN”

Düşkün Abdülkadir CIA falan bunları geç. Onlar da ne olduğun anlamaya çalışıyor ama biz yol aldık. Bir de şey diyorlar; ‘Filistin’de olaylar oldu, destek vermedi’ şeklinde. Ben elimden geldiğinde destek verdim. İmgelerle bunu desteklemeye çalıştım. Kendimizi neden kandırıyoruz? Azerbaycan’da olay oldu SİHA’ları yolladın. İyi de yaptın. Katar’da sorun oldu, orada da askeri birlik kurduk. Azerbaycan’da SOCAR var. Katar’da zaten para var. Filistin’de ne var? Hamaset. Kardeşlerimizle berabersek 10 tane SİHA da oraya yollayın. Öyle cami çıkışında bağırmakla olmaz bu işler, olmaz. Parayı biz toplayalım. 10 tane SİHA parasını toplayabiliriz. Ben de şu anda o kadar yok veremem çünkü sıkıntılı bir süreç yaşıyorum. Ama toplamak isteyen arkadaşlarla bu parayı toplarız.”

“İSRAİL’E MALLARI TAŞIYAN GEMİLERİN KİMLERİN OLDUĞU BELLİ”

Filistin ile ilgili açıklamaların ‘hamaset’ olduğunu vurgulayan Peker, İsrail’e mal taşıyan gemileri hatırlatarak şunları kaydetti:

“Yahu kardeşlerim, İsrail’e malları taşıyan gemilerin kimlerin olduğu belli. İsrail’de kimin o gemilerinin yazıhanelerinin de olduğu belli. ‘Boykot edelim’ diyorlar; bırakın bunları o zaman onların malını taşımayın. Bu Filistin konusu apayrı bir konu. Ama milleti kandırmak için ‘Din elden gidiyor, devlet elden gidiyor aman beka sorunu’ diyorlar. Yahu doğdum, ‘Din elden gidiyor, devlet elden gidiyor, temiz toplum’ hep bu konular olunca bir yerde bir film. 10 tane SİHA yollayıp kampanyayı başlatacağım. Yalandan film çevirmenin anlamı yok. Kendimizi kandırmanın anlamı yok.

“15 TEMMUZ’DA ‘RÜTBELİLERİN VURUN’ DİYE EMİR VERDİM”

Aynı şey 15 Temmuz’da da oldu. Sokağa rütbeli kim çıktıysa vurmalarını istedim. ‘Sizi kim vurun” dedi diye sorarlarsa ‘Sedat Peker söyledi’ deyin dedim. Ertesi gün çocukları topladım. İstanbul’a dönüyorum bir baktım, ilk konuşmalar başlamış. Polisler de konuşmacıları korumak için halkın önüne barikatlar kurmuş. El insaf kardeşlerim. O konuşmacıların hiçbiri savaşta yoktu ki…Bu adamlar bir gün evvel herkes şok içindeyken, halk bir organize olmuş darbeyi bastırmış. Yahu ulan bari ilk gün bari onlar konuşsaydı.

“GETİRİLMEM GERÇEKLERİ DEĞİŞTİRİR Mİ TAYYİP ABİ?”

Televizyonda gördüm eşime, ‘Bırak gitmiyoruz’ dedim. Darbeyi halk bastırdı önlerinde polisler konuşmacıları koruyorlar. Konuşanlar kim? Sanatçı, türkücü vesaire… Ben çocukluğumdan beri bu tür oyunların içinde olmayı kendime yedirmedim. Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip abi, bir uluslararası komplo olduğunu ve bu komplonun merkezinde de benim olduğumu ismimi geçirmeden anlattı. ‘Bulup getirecekler’ dedi. Devlet bulup getirir ama getirilmem gerçekleri değiştirir mi Tayyip abi?

“BİR SEN BİLMİYORSUN TAYYİP ABİ”

Madem uluslararası komplonun parçasıysam, bundan sonraki videoyu kardeş olarak oturup sizin karşınızda anlatacağım. Ne zaman tanıştık, ne zaman görüştük ne bir eksik ne bir fazla. Onlara parmak diyeti verdim, sen bizim büyüğümüzsün silahı buraya koyacağız. İki tane müfettiş ve yalan makinası olacak. Yalan makinalarının yüzde 1.5 yanılma payı var. O yüzden mahkemelerde delil olarak kullanılmıyor. Ama ben yine de o yüzde 1.5 bile olsa o makine öttüğü anda kafama sıkacağım. Anlatacağım; mademki ajan oldum abi, ya bir özür bekledim abi. Her şey ortada. Bütün bunları halk biliyor, bir sen bilmiyorsun. Çevreni sarmışlar abi bir sen bilmiyorsun.

“BİR DAHAKİ VİDEODA BAŞ BAŞA KONUŞACAĞIZ TAYYİP ABİ”

Bir dahaki videoda konuşacağız Tayyip abi. Beraber, baş başa abi, kardeş olarak. İnsanlar dinleyecek açık delillerle ve bir de normal bilinmeyen delillerle anlatımlarımı doğrulayacağım. Helalleşeceğiz abi, bunu bütün dünyaya göstereceğim.

“HALİL FARYALI’YI NEDEN ALMIYORSUN?”

“Bir de şey diyorlar, ‘Devleti yıkmak için uluslararası bağlantılarla anlaşma yaptı’ cahilsiniz, cahil” diyen Peker, uyuşturucu trafiğinde eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun olduğunu bir kez daha yineledi: “Bir de şey diyorlar, ‘Uluslararası uyuşturucu trafiği’ ben deseydim ki mesela Binali Yıldırım başbakanlığı döneminde ülkeye sıcak para girsin diye özel gizli bir anlaşma yapıldı, bu şekilde bu koordinasyon kuruldu. Devleti yargılatmak için bu kriminal bir olay. Kriminal bir olay bu. Eski başbakanın oğlu Venezuela ayağı, Kıbrıs’taki o para sistemi…Diyorsun ya “Biz herkesi alırız” madem öyle Halil Falyalı’yı neden almıyorsun? Yayınladı arkadaşlar; Amerika’nın kırmızı arama bültenini, Ortadoğu’nun uyuşturucu patronu diye.

“ELİNDE KASETLER VAR, HERKESİ ÇEKMİŞ”

Türkiye’de de başka işlerden aranıyor, gidin alın. Ama elinde kasetler var, herkesi çekmiş. Bunu Halil’den öğrenmedim. Benim derdim; kaset yayınlamak değil. Namuslu adamın kasetlerin yayınlamam. Adam derse ki; ‘Bu adamın kaseti doğru’ niye yayınlayayım? Sapık mıyım, teşhirci miyim? Kendimi mahcup ettirmeyeceğim. Beni dinlediğiniz için sizi başkalarına karşı mahcup duruma düşürmeyeceğim.”

“KORKUT EKEN VE MEHMET AĞAR İÇİN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

Kutlu Adalı cinayetinin yargı süreci ile ilgili de yorumlar yapan Peker “Bir de Kıbrıs’taki Kutlu Adalı cinayeti zaman aşımı demiştim. Uluslararası hukuku, içtihatları ve İnfaz Kanunu’nu inceledim. Şöyle bir şey var; cinayet 20 senede zaman aşımına uğruyor ancak açılmış bir dosya varsa bu zaman aşımını engelliyor.

Burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Biz AİHM’e bağlı olduğumuz için ve AİHM’de bu konuyla ilgili yargılama yapılmış, o nedenle bu yargılamada zaman aşımı ortadan kalkıyor. Korkut Eken, Mehmet Ağar ve diğerleri için zaman aşımı olmaz. Kardeşim Atilla Peker için de olmaz. Türk adalet sistemi biraz üzerinde çalışırsa bu dosya zaman aşımından çıkarılır. Bu da Türk hukuk tarihine benim söylediğim içtihat olarak girer” diye konuştu.

“BUNUN FİKİR BABASI BENİM BİLİYOR MUSUNUZ?”

Peker, açıklamalarına şöyle devam etti: “O sivil şehit denilen yasanın icadı da benim. Yine Goebbels’in ‘Topyekün savaş’ diye bir kitabı vardır. Halkı savaşın içine çekebilmek için. Çünkü insan korkuyor ‘Ben ölürsem çoluğum, çocuğum aç kalır. İnsanlar maaşa bağlanırsa o zaman devlet çocuklarıma bakar diye’ savaşa dahil olur. Bunun fikir babası benim biliyor musunuz? Bunu yazıp yolladım bir dostumuz vasıtasıyla. Şimdi diyorlar; ‘Bu adam akıllıymış’ bir sormadınız ki… Hep mafya lideri dediniz. Şimdi ama kendim yönetmen oldum, gazeteci oldum anlatıyorum.”

“SOYLU ORTALIĞI KARIŞTIP ARADAN ÇIKTI”

“Şimdi Süleyman Soylu’ya geldik. Kısa kısa anlatacağım, çünkü Alevilik ve Kürt meselesine de değineceğim. Suriye ile ilgili bölümün anlaşılabilmesi için bu konuyu anlatmam gerekiyor. Bu da zaman alacak” diyen Peker, şunları söyledi:

“Mahallede çocukken bazı tipler olur. Böyle delikanlı görünürler, saygı duyarsınız sonra bunun açığını yakalarsınız tam döveceksiniz, bu ‘Sen onun annesine küfretmedin mi’ der ve bir bakmışsın ortalık karışmış bu kaçmış. Süleyman Soylu da televizyonda böyle yapmadı mı? Gazeteciler, televizyonda ikişer dakika konuşmuş. Soru soracaklar tam ‘Tecavüzcü’ dedi ortalığı karıştırıp aradan çıktı.

PEKER’DEN SOYLU’YA: BEN BİLE ŞÜPHEYE DÜŞTÜM

Saydı, saydı ve kaçıp gitti ya. ‘Bu Erhan Tuncel’in ortağı’ dedi. Ya namus sahibiysen açıkla; Nerede ortaklık işi? Bizim bu adamla yan yana çekilmiş resmimiz var mı? O kadar emin söyledi ki; ben bile şüpheye düştüm. O arkadaş da beni tanımaz. Ya belki bir yerde görüşmüşümdür diye düşündüm onu da çıkaramadım. Ama orada Erhan Tuncel, laik kesimin çok hassas olduğu Danıştay cinayetini ortaya atıyor. Kafaları karıştırmak için.”

“NURETTİN DİYE BİRİNİ TANIMIYORUM”

AA’nın servis ettiği ‘Suç örgütü elebaşı Sedat Peker’e ‘DHKP-C tehdidi’ bahanesiyle verilen koruma kararında FETÖ izi tespit edildi’ haberi ile ilgili de konuşan Peker, şunları söyledi:

“Vallahi, İçişleri makamında bir deli oturuyor. Size desem Nurettin diye birini tanımıyorum, kimse aksini ispat edemez. Çünkü telefon konuşmam yok, hiçbir şeyim yok. Nurettin’i tanıyorum çünkü namuslu olup doğruları söylemek lazım. Komiser muaviniydi Nurettin. Birkaç kez çevirme yaparken bu arkadaşla tanıştık. Çok da samimiyetimiz yok.

“ABLASI DHKP-C’LİYMIŞ, ÇATIŞMADA ÖLMÜŞ”

Sonra bir arkadaş anlattı; bu niye böyle içine kapanık gibi. Bu Polis Akademisi’ne giderken 13-14 yaşlarında. Ablası varmış DHKP-C’li. Bu gidip bilgi veriyor. Ablasının böyle, böyle toplantılar yaptığı şeklinde. Polis Akademisi’nde öğrenmiş yöntemi. Polisler toplantı günü geliyor, evi kuşatıyor bunlar çatışmaya giriyor ve ablası ölüyor. Nurettin üzerinden diyor ki: DHKP-C bilgi alıyor. Yahu adamın ablası 34 sene önce ölmüş. Size diyorum bu adam deli.

Yahu benim DHKP-C’den koruma almaya ihtiyacım mı var? PKK’nın bütün yöneticileri “Sedat Peker çetesine diz çöktüreceğiz” diyor eee… FETÖ davasında müştekiyim. İlk etkisiz hale getirilecekler listesinde 26. sıradayım. Bir de diyor ki; ‘Biz ajan olarak yerleştirdik’ o da yalan. Ajan diye yerleştirdiysen niye dosyada benim koruma polislerinin ifadesi yok?”

SOYLU’NUN ‘TECAVÜZ’ İDDİALARINA CEVAP

Soylu’nun kendisine yönelttiği tecavüz suçlamasına da cevap veren Peker, şunları kaydetti:

“Bir de diyor ki; ‘Yurt dışına gitmedi polisi’. Bırak yurt dışında 7-8 ay yanımda kaldı. Evrakları orada. Bir de ‘tecavüz’ olayı diyor. ‘Karakolda olayı kapattı’ diyor. Olay için karakola hiç gitmedim. Savcılığın daveti üzerine savcıya gittim. Olayı anlattım. ‘Bu polislerle ilgili şikayetçi misin?’ diye sordu. ‘Şikayetçiyim” dedim. Bundan başka benim ifadem yok.

“ONLAR DA AYRI SOYGUNCU…”

Şanlı gazetecilere ‘Savcılık kararını yayınlayın’ dedim onlar da bana “Yayınlayamayız, gazeteye ilan verin yayınlatalım” dediler. 100 bin dolara yakın paramı aldılar, onlar da ayrı soyguncu. Bir de bu tecavüz olayında ‘Teşhis etmiş’ şeklinde diyor. Karakolda bir tane kalpazan varmış. O tahkikatı yapanların hepsi şimdi FETÖ’den cezaevinde . O kalpazanı tercüman yapmışlar. Nezaretteki suçluyu tercüman yapmışlar. Savcı bu olayı duyunca aklı şaştı, ‘Bu devirde böyle şeyler olur mu’ dedi. ‘Ben neler çekiyorum sen bir bilsen” dedim; yıl 2021 oldu hala devam ediyor.

Bir de FG plakalı araca biniyormuşum. Cezaevinden çıktıktan sonra kiralık araba kiralamıştım. Cezaevinden çıktıktan sonra bir de bunları mı düşüneceğim? Hoş araba alsam ne olur? O zaman AO plakaların hepsi Abdullah Öcalan’cı. Sonra bir arkadaşımız yazdı. ‘Abi, Beykoz’da o tarihte ruhsat verilirken FG plakalıydı bütün arabalar’ dedi.

Yine ailemi işin içine kattı, eşinin şirketi var falan. Eşim o şirkete hayatı boyunca bir kere bile gitmedi. ‘Büyük para transferlerini oradan yapıyor’ diyor. Şirket kaç paralık şirkette para transferi olsun…. Mahallenin uyanığı anlattı tak tak yürüdü, kaçtı. Fakat ben İsmail değilim, ben Merdan Yanardağ da değilim.”

“İSMAL SAYMAZ’I VEYSİ BOŞA DÜŞÜRDÜ”

Gazeteci İsmail Saymaz’dan özür dileyen Peker, Soylu’nun gazetecilerin konuşturmadığı hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“İsmail Saymaz sende de özür dilerim. Ben ikisini de çok okudum. İsmail Saymaz’ı, Veysi boşa düşürdü. O Veysi var ya Veysi… İsmail Saymaz belli hazırlanmış ama ilk girişte ona kelepçeyi taktı, tam bir şey soracak “Dur niye sinirleniyorsun” dedi. O da ışık görmüş tavşan gibi kaldı öyle. Gazeteciler ne yapsaydık diye soruyorlar kalkıp gitseydiniz masadan.

Adam iki buçuk saat konuşmuş siz 2 dakika. Adam orada ‘Silivri Emniyet Müdürü’nü arattırdım’ diyor niye sormuyorsunuz? ‘Bu adam sizi arattıktan 3 saat sonra neden intihar etti?’ bunu nasıl sormazsınız. Ama İsmail Saymaz ve Merdan Yanardağ dürüst adamlar ama orada tezgaha geldiniz. Diyorum; ‘Bunların yaptığı Gayretullah’a dokun’, buna ‘FETÖ ağzı’ diyor. Ulan bu Allah’ın adı, Allah’ı da mı FETÖ’cü yaptınız?

“SİZ DE GAZETECİYİZ DİYORSUNUZ…”

“Bir de diyorlar; Sedat Peker’in anlattıklarının yüzde 10’u doğruysa büyük iş. Ben saf mıyım hepsi doğru diyorum. Orada sadece şunu sorsanız; Sedat Peker’in Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndaki kişiyle ilgili hakkında FETÖ soruşturması olduğuna dair belgeyle ilgili…” diyen Peker, şunları kaydetti:

“Soru-1: Devlet geleneklerinde hakkında soruşturma olan yüksek derecedeki bürokratlar açığa alınır. Eğer eldeki deliller bu kadar çok açık beyan değilse yer değiştirilir. Böyle bir uygulama yaptınız mı? Yok.

Soru 2: Bu kişinin hakkında soruşturma varken, Sadık Soylu’yla Ankara’da devamlı görüşmesi, telefon tapelerinin aynı yerden sinyal vermesi. Ve bu insanın büyük maddi büyüklüğü olan projelerin başında olması. Öbür soruyu sorayım. MASAK’ın başındaki adamın başında FETÖ soruşturması olması. Ya kardeşim size var diyorum da. Gazeteciyiz diyorsunuz. Bunları araştırmıyorsunuz. Sonra video çok uzuyor diyorsunuz. Ne yapayım; her şeyi ben yapmak zorunda kalıyorum.

“SABIKAM SİLİNDİ”

Ama siz namuslu adamlarsınız. Veysi sen oraya torpille geldin. AK Parti dengeyi tutmak için oraya getirdiler. Adam soru soruyor sana ne? Moderatör Kübra Hanım’ı yanıltmayacağım. Benim geçmişte suç örgütünden bir tek sabıkam var ama haklarımı geri kazandım. Sabıkam silindi. Onu da mahkemeyle geri alacağım.”

“BUGÜNKÜ PKK BİREYSEL İSYANDIR”

Suriye’ye gönderilen silahlar hakkında konuşan Peker, Kürt meselesine bakışını da anlattı:

“Suriye’ye verilen silahlar meselesine geleceğim ama öncesinde iki konuyu anlatmam lazım. Kürt meselesi ve Alevi-Şii bağlantısı. Osmanlı devleti yıkılırken, Kürtler’i ayaklandırmak için çok şey yapılmış ama onlar bizden ayrılmamış. Türklerle beraber kalacağız demişler. O nedenle bizim onlara çok sahip çıkmamız lazım. İnönü bir rapor yazdırıyor, Güneydoğu’nun fakir bırakılması. Bunu yazan ya aptal ya da birilerinin adamı. Varlıktan, bolluktan kim ayaklanmış? Bütün ayaklanmalar fakirlikten çıkmış. Bireysel isyanlar olmuş mudur? Bugünkü PKK bireysel isyandır.

Çocukken bizi Karadeniz’de Kürtlere düşman olarak büyüttüler. Benim annem bilge bir kadındı. Kürt’le falan evlendiğin zaman büyük olay. Genç bir kız geldi, çok küçüktüm ‘Meryem abla, Kürt’le evlendim diye akrabalar beni dışlıyor’ dedi. Annem şunu dedi: ‘Kuşağımın puskuli kuli supuruyor kuli. Derler bana Kürt aldın, Kürt de Allah’ın kuli’ Sana bir şey diyenlere bunu söyle demişti. Öcalan gibi tipler var. Böyle insanlar var, acayip bir yaratık.

“İNSANLARIN KENDİSİNİ YAKMASINI İZLİYOR”

İlk gücü eli geçirince kendi köylülerinden ekip kuruyor. İçlerinde kim zeki çıkarsa polis ajanı diye öldürüyorlar. Hem diğerlerine koruk veriyorlar hem de zekileri öldürüyorlar. Ondan sonra yetenekli olup sivrilenleri çatışmalara yollattırıyor; orada öldürtüyor ya da filanca eğitim kampında öldürtüyor. PKK bu şekilde kurulmuş; bizim için düşman. Öcalan’ı yakalamışlar getiriyorlar, aklım çıktı. Dünyanın her yerinde insanlar kendini yakıyor. Ben kendimi yakamam. Bu da çukur. İnsandan da aşağı adamlar onun için kendini yakıyor. Bu da çıkıp demiyor ki öldürün beni. İnsanların kendini yakmasını izliyor.

İki tane büyük sorun var; bela Türkiye’de yaklaşıyor. Bütün Suriye’deki Kürtlere pasaport verseydiniz. Bunlar gelseydi Türkiye’ye İzmir falan görselerdi. Bu insanları kazansaydık. Büyük düşünmek lazım. Terörün olduğu yerde uyuşturucu da silah kaçakçılığı da olur. Terörle mücadele edenlere laf etmiyorum.”

PEKER’DEN ÇARPICI SADAT İDDİASI

Suriye’ye SADAT aracılığıyla silah gönderildiğini iddia eden Peker, çarpıcı açıklamalarda bulundu:

Suriye’de sorun var diyordum, şimdi bu konuyla başlayacağız. MİT TIR’ları yakalandıktan sonra kafamda şöyle bir şey oluşmuştu. Biz hem toplumun duygularını yükseltmek hem de Bayırbucak Türkmenleri’ne, diğerlerine destek olmak İHA’lar, telsizler, çelik yelekler TIR’larca gönderecektik. Bunu o milletvekili arkadaşımızla da konuşmuştuk. O milletvekili arkadaşımız da düşüncemizi iletmesi gereken yerlere iletti. Sonra dediler ki: Sizin TIR’ların yanına ek TIR’lar verelim.

Bizim TIR’lar Sedat Peker yardım konvoyu diye gidecek, basına da poz veriyoruz. Bütün ekipmanları yolluyoruz. Ama benim adıma giden diğer araçlar var. Onlar da başka yerlerdeki Türkmenlere gidiyor diye biliyoruz. Tabii içinde silah olduğunu biliyoruz, çocuk değiliz. Olması lazım gereken şey. Ama bu MİT tarafından organize edilmiyor askeriye tarafından da organize edilmiyor. Bu SADAT tarafından organize ediliyor.

“BENİM HİKAYEMDE SADAT VAR”

Şimdi bunların hepsini kendi paramla alıyorum. Onların aldıkları hariç. Ama her şey benim adıma yapılıyor. Kontrol edilmeden rahatça gidiyor. Sonra Mitsubishi jip’ler göndermeye başladım. Baktım; Türkler her yerde teşekkür ediyor “Araçları aldık, araçları aldık” şeklinde. Sonra bir-iki yerde Arapça konuşuyorlar. Sonra bizim Türkmen arkadaşlardan bazıları ‘Bunlar El-Nusra’cı’ dedi. Allah, Allah dedim ben de.

Bizim diğer arkadaşlar da bana “Bu gidenler, El-Nusra’ya gidiyor’ dedi. Evet benim üzerimden gidiyor. Samimi yapıyorum ama ben yollamadım SADAT’çılar yolladı. Beni küçültmek istediniz değil mi? Hepinizi kibrit kutusuna sokacağım hem de devleti yargılatmayacağım. Belki devlete engel olmadığı için ufak bir para cezası ödettirirler. Benim hikayede devlet yok. Benim hikayede SADAT var.”

“TİCARET İÇİN ÖNCE KÜLLİYE’YE GİDECEKSİNİZ”

Pandora’nın ilk kutusunu açtığını belirten Peker, iddialarına şöyle devam etti:

“Şimdi Suriye’de ticaret yapmak için ne yapmanız lazım biliyor musunuz? Metin Kıratlı bey var. Tam makamıyla söyleyeyim; Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı. Külliye’de ona gideceksiniz ama bir, iki kamyonluk işleri söylemiyorum. Büyük hacimlileri söylüyorum. Kaçak petrol, çay, şeker, bakır ikinci el araba bunlar milyarlarca dolarlık para. Suriye mücadelesi için parayı kim verdi? Biz, devlet verdi. Kim şehit oldu orada? Millet. Şimdi orada yapılan ticareti anlatacağım. Oradan onayı aldıktan sonra MT Grup var; Murat Sancak ve Ramazan Örtük.

“TÜM HİYERARŞİ ORADA”

Tüm hiyerarşi orada. Onların da onayı geçtikten sonra kime gidiyorsunuz? El-Nusra’nın iktisat sorumlusu var; Ebu Abdurrahman. Şu anda ticaret böyle yapılıyor biliyor musunuz? Ben o tarihte demiştim ki; ‘Ya bunlara bu silahları veriyorsunuz, bunlar bizim Türkmenlerle savaşıyor. Bizim insanımızla. Abi bunu bana anlat’ dedim. Bana ‘Yeni bir denge kuruluyor’ dedi. ‘Bana bunu anlatacaksınız” dedim. Berat Albayrak nerede biliyor musunuz? Hep soruyorsunuz ya… Murat Sancak’ın evi var. Hadımköy Beylikdüzü tarafında orada kalıyor. Beraberler.

Suriye’ye girilmeli mi girilmeli doğru politika ama oradaki para neden bizim devlete gelmiyor? Hala da devletten oraya para gidiyor. Ama orada bir ticaret var; para kazanılıyor. Hem de çok büyük para. Petrol, bakır, alüminyum… Listeye bakmıştım. Benim bu anlattıklarımın dışında orada böyle büyük işler yapamazsın. Mahsuni’nin de dediği gibi ‘Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana’ herkes kendini öldürüyor fakirlikten. Millet inliyor, bilen yok. Bir hayal dünyasına dalmışlar. Milleti korkuturuz, götürürüz eeee…”

Peker’in açıklamalarını devamı şöyle:

“Bir de Süslü Süleyman’ın ‘Benim KİA’m var’ demişti. Gazeteciler sormuyor, siz sorun lütfen. Son 4 senede bu ülkede ne kadar büyük holding varsa hepsi bunun şirketine geçti. Bu makam suistimal etmek değil mi? Senin şirketin bu kadar kısa zamanda nasıl bu kadar büyüdü? Açıklasınlar poliçeyi. ‘Poliçeyi kesince çok mutlu olurdum’ diyor. Ben de çok mutlu olurum Süleyman, kes poliçeyi gelsin paralar. Hem de dev gibi şirketler. Paralar, çuval çuval. Biz ahiretliğiz Süleyman. O Bakanlık’tan ayrılınca da sana tasmayı takacağım Süleyman. Üzdüğün her anne için. Beni buradan alacaklarmış. Alsınlar işkence görmedik mi? Allah’a yemin olsun göreceksiniz.

Çok enteresan bir olay yaşadım. Bizim Libya’da bulunmamız çok önemli. Mavi Vatan çok önemli. Çok enteresan bakın, Bakan Bey’le tanıştık. İsmini vermeyeceğim, sıkıntıya girmesin. Bakanlar Kurulu toplantısı var. Bizim Bakanlar Serrac Bey onun ekipten diyelim bu arkadaşa. Konuşma oluyor. Konuşmadan sonra çok enteresan. Normalde diğer bakanlardan müsaade isteniyor baş başa görüşülecek. Sayın Cumhurbaşkanı kendisine ‘Şu şu ihaleler, şu şirketlere verilsin’ dedi. Adam istifa etmişti hatırlıyor musunuz? Ben de demiştim herkes gibi bu adam niye istifa etti? O adam anlattı, yeni öğrendim. O ihalelerle ilgili Libyalı iş adamları ‘Biz yapacağız’ diyerek buna baskı yapınca adam istifa etmiş. Ben onun yalancısıyım. Bütün bu işleri niye 5 tane aile alıyor?. Ekonomimiz büyüyor maşallah. Seni öldüreceğiz diyorlar. Ben de dedim ki: Bana şeref, darağacına gideceğim.

Benim akrabam İbrahim Genel, Kağıthane’de oğluyla ve çalışanlarıyla birlikte üstlerinde binlerce daire var. Bir adamın üstünde binlerce dairesi olur mu? Milletin köpek kulübesi yok, millet açlıktan ölüyor. Sonra ‘Seni öldüreceğiz’ diyorlar. Araştırın o kadar tapu var mı yok mu? Ben size patron olduğunuzu öğreteceğim, Tayyip abinin de patronu olduğunuzu öğreteceğim. Onun maaşını da siz veriyorsunuz. Hepsini size öğreteceğim ama önümüzdeki hafta Tayyip abiyle baş başa konuşacağız. Ajanım ya ben. Bakacağız abi bakalım, nasıl bir ajanım. Akıl tatildeydi yeni geldi. Bana diyorlar ya niye yaptın? İlk sinirle yaptım. Haklıyım ya bir özür bekledim. Ondan sonra bana daha kötü şeyler yaptılar. Öyle mi ben de daha dikine gittim, buraya geldik. Bir tek devlete bir şey gelmesin. ‘Devlete zarar vermeyin” diyorlar. Devlete zarar vermek istesem iki kelimeyle kitlerim olayı.

Suriye’de bu olay var, sonra benim üzerimden yapmayı kestiler. Ondan sonra buna şahit oldum. Tüm legal benim üstümden. Şimdi ben diyeceğim ‘Konuşurum’ diye. PKK’ya silah satmışım, hatırlayın tüm sokakta ‘Ben silah satmışım’ diye nasıl bir dedikodu var. Hatırlıyorsunuz değil mi? Değersiz olayım diye. Bu paracı, suç örgütü ama Allah beni öldürmedi cezaevine de koydurmadı. Anlatıyorum. 40 yaşından küçüklere anlatıyorum. İlk seferle sinirle yaptım, inanın. Şimdi neden yaptığımı ben de bilmiyorum.

Şimdi içimden geliyor yapmak. ‘Öldüreceğiz, işkence yapacağız’ diyorlar; sizden korkan sizin gibi olsun. Suriye’de olan işler böyle işte. Milyarlarca dolar para geldi. Devlete 1 kuruş gelmedi. Ama Suriye’ye hala paralar harcanıyor. Paralar kime geliyor MT Grup Murat Sancak, Ramazan Öztürk’e… Berat’ın ekibi. Metin Kıratlı İdari İşeri Başkanı bir de. E-Nusra, bu söylediğimin doğru olduğu apaçık ortada. Kardeşlerim sizi tahrik etmek isteyenler olabilir asla sokağa çıkmayın. Kendinizi kullandırtmayın. ‘Bakın ülke karışıyor’ diye insanları korkutacaklar. Coşkuyu verecekler. Biraz da tutuklama yapacaklar. Zaten terör örgütlerinin içinde adamları var ‘derin’cilerin. Onların adamları da işin içine karıştıracak.”

NE OLMUŞTU?

Organize suç örgüt lideri Sedat Peker, 2 Mayıs’ta yayınladığı ilk video ile Türkiye’nin gündemini sallamıştı.

Birçok kamu kuruluşu ile eski ve yeni siyasetçileri hedef alan Peker, hakkında tam 25 gün sonra adım atılmış ve yakalama kararı çıkartılmıştı.

27 Mayıs’ta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine çıkartılan kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’nin iddiaların hedefindeki İçişleri Bakanı Soylu’ya ‘açık destek’lerinin ardından gelmesi dikkat çekmişti.

Peş peşe yayınladığı videolarla Türkiye’nin gündemine yerleşen Peker’in açıklamaları uluslararası basında da geniş yer bulmuştu.

YORUM
GazeteMAG Arşiv Haberler