İŞTE! Koronavirüsün en gözde yanlış bilgileri!

Teyit’in haberine göre, Koronavirüs salgınıyla mücadele amacıyla bu hafta sonu için gelen sokağa çıkma yasağı başka bir kararla kaldırılırken “normalleşme” devam ediyor. Herkes kendi yeni normaline uygun çözümler bulmayı deniyor. Ancak bu çözümler hakkında doğru bilinen pek çok yanlış mevcut.

Teyit’ten Gülin Çavuş’un söz konusu durum hakkında yazdıkları şu şekilde:

Uzun soluklu bir kriz olarak nitelendirdiğimiz pandemi süresince Teyit’in incelemeye aldığı, kullanıcıların şüphelenerek bize gönderdiği iddialara yakından bakarak yanlış bilginin hangi konu başlıklarında öbeklendiğini anlatmaya çalışacağım.

Salgının Türkiye’ye giriş yaptığı Mart ayıyla birlikte insanlar Kovid-19 hakkında doğru bilgiye daha fazla ihtiyaç duydu; bu ihtiyacı gönderilen mesajların sayısındaki artış ve sitemize ziyaretlerin yükselişiyle de tasdikledik. Koronavirüs vakaları ilk kez Wuhan’da ortaya çıktığında ekip olarak yanlış bilgilere karşı kendimizi hazırlamaya başlamış ve iddiaları incelemeye koyulmuştuk.

Teyit’e farklı sosyal medya platformlarından ulaşan takipçiler sadece Mart ayında 10 bine yakın mesaj gönderdi ve gündeme ilişkin 390 tekil iddia belirlendi. Bunlardan 160’ına cevap üretebildik. Bazı tartışmalar analiz formatından farklı cevaplara ihtiyaç duyuyordu biz de eldeki olgusal bilgilerin ve verilerin neler söylediğini Büyüteç ve #teyitpedia kategorimizde değerlendirdik. Aynı zamanda pandemi süresince yanlış bilginin dünyada nasıl ele alındığını, ne tür araştırmalar yapıldığını sizlere aktarmak için yine #teyitpedia kategorisinde çevirilere yer verdik. Sonuç olarak yeni koronavirüs salgınıyla alakalı 190 içerik ürettik.

Analiz formatındaki içeriklerin 155’i “yanlış” olarak sonuçlandırıldı. Her zaman hatırlatmaya çalıştığımız gibi, yanlış bilgileri daha yakından tanımak, onlarla mücadele etmeyi kolaylaştıracak yöntemleri de bulmamıza yardımcı oluyor. Her bilgiyi aynı şekilde tüketmemek gerekliliği, aslında ortalama bir medya okuryazarlığı belirtisi. Buradan hareketle her yanlış bilgiye de aynı yöntemle yaklaşmak zaman zaman geri tepme etkisine, ardındaki motivasyonları anlayamamaya ve belki de teyit süreçlerinden okuyucuları uzaklaştırmaya dahi sebep olabilir.

Teyit’in tespit ettiği Ocak ayında başlayan, Mart ayında tepe noktasını gören ve Haziran’la birlikte tıpkı pandemi gibi etkisini azaltan yanlış bilgiler neler gösteriyor bir bakalım…

Pandemi sırasında en sık karşılaşılan iddia türleri ve baş etme yöntemleri
Salgına ilişkin Teyit’in incelediği analizleri yedi kategoriye ayırabiliyoruz: Sahte tedavi yöntemleri, hatalı ilişkilendirilen görüntü / belge / harita, komplo teorileri, koronavirüsün özellikleri ve ilaçlar, vaka tespitleri, ünlü isimlerle ilgili iddialar, Türkiye’de ve başka ülkelerde hükümetlerin aldığı kararlar.

4 Haziran 2020 tarihine kadar önceliklendirme kriterlerimizi karşılayarak hazırladığımız analizlerde hatalı ilişkilendirilen görüntüler yüzde 43,5 ile en çok iddianın içerisinde yer aldığı kategori. Ardından yüzde 20,1 ile komplo teorileri geliyor. Koronavirüsün özellikleri ve bazı ilaçların faydaları üzerine olan iddialarla, farklı ülkelerde ve Türkiye’de koronavirüs salgınıyla ilgili önlemler ve mücadele kapsamında hükümetlerin aldıkları kararlar kategorisi ise yüzde 11, 7’lik oranla en çok içeriğin bulunduğu diğer kategoriler. Sahte tedavi yöntemleri de salgının özellikle ülkeye giriş yaptığı ilk zamanlarda karşımıza çokça çıkmıştı ve analizlerin de yüzde 8,4’lük bir kısmını oluşturdu.

Hatalı ilişkilendirilen görüntü, belge ve haritalar

Hatalı ilişkilendirilen görüntüler kategorisinde filmlerden, dizilerden sahnelerin gerçekmiş gibi sunulduğu, önceden kaydedilmiş görüntülerin salgın sürecindenmiş gibi paylaşıldığı içerikler yer alıyor. Video ve fotoğraf ağırlıklı bu kategoride yere yığılan doktorların veya insanların koronavirüsle bir bağı olmadığını tespit ettik. Sokağa çıkma yasakları nedeniyle Ankara’da ve Diyarbakır’da balkonda şarkıların söylendiği videolar aslında İtalya ve İspanya’dandı. ABD’de veya İsviçre’de koronavirüse karşı Kuran okunmamıştı. Olaylar eski tarihliydi.

Hatalı ilişkilendirilen içeriklerin genel olarak sosyal medya kaynaklı olduğunu ve platformlar arasında yolculuk ettiğini söylemek mümkün. Ama bazı iddialarda daha yukarıdan aşağıya bir yanlış bilgi akışı olduğunu da gözlemledik. Örneğin Britanya Başbakanı Boris Johnson’ın koronavirüs tedavisinin ardından hastaneden çıktığını gösterdiği iddia edilen fotoğraf, haber ajansları tarafından servis edilmişti. 94 yaşındaki başka bir hastayı gösteren fotoğraf televizyon ekranlarına kadar taşınmıştı.

Aynı şekilde Paris’te sokakların yıkandığı suda yeni koronavirüs tespit edildikten sonra halkın polisle çatıştığı iddiaları da haber sitelerinde kendine yer bulmuştu. Paris’teki çatışmanın nedeni, şehir suyunda virüs tespit edilmesi değil, polislerin Müslüman bir gence uyguladığı şiddetti.

Haber sitelerinin yaygınlaştırdığı bir diğer hatalı ilişkilendirilen içerik ise Sırbistan’da sokağa çıkma yasağına rağmen kendine ağaç süsü vererek dolaşan bir kişi. Polis tarafından yakalanan “ağaç adam” haberi tık çekebilecek eğlenceli bir içerikti, bunu anlayabiliyoruz. Ama olayın koronavirüs dönemiyle ve Sırbistan’la alakası yoktu. Görüntü 2016 yılında Amerika’nın Portland kentinde çekilmişti.

Ajans ve haber siteleri kaynaklı bu iddiaları ele alırken hatalı ilişkilendirilen içeriklerle baş edebilmenin en önemli yollarından biri, gördüğümüz içeriğin farklı bir bağlamı olabileceğini akılda tutmak. Video veya fotoğraf iddia edilen şeyi göstermiyor olabilir. Aslında Teyit’in geçen sene incelediği ve yanlış olarak etiketlediği iddiaların da çoğu “hatalı ilişkilendirme” kategorisinde yer alıyordu. Şüphe etmek, basit teyitleme yöntemlerinden yararlanmak, en azından medya kuruluşlarında çalışanlar için iyi bir yöntem olabilir. Kriz zamanlarında iş yoğunluğunun artmasıyla farklı zamanlar ve olaylara ait içeriklerin yanlış bağlamla sunulması yaygınlaşıyor. Tersine görsel arama yöntemiyle fotoğrafın daha öncesinde internette bulunup bulunmadığına bakmak, gördüğünüz şeyi belirli anahtar kelimelerle sınırlandırarak arama motorlarında aramak, videodaki ipuçlarına dikkat kesilmek yardımcı olacaktır.

Komplo teorileri

Komplo teorileri kategorisinde salgının önceden bilindiği, bazı ülkelerin virüsü kasten yaydığı, hastalığın gerçek nedeninin virüs değil 5G olduğu gibi iddialar yer alıyor. Bilinmezliğin kol gezdiği zamanlarda, olanların arkasında bir güç arama davranışımız olağan kabul edilebilir. Pandemi sürecinde yaygınlaşan komplo teorilerinin, dünya genelinde çoğunlukla “aşı karşıtları” tarafından yaygınlaştırılması da bu yüzden şaşırtıcı değil, ama dikkat edilmesi gereken bir nokta. Aşı karşıtı hareket özellikle ABD ve Britanya’da uzun süredir örgütlü bir halde ve sosyal medya üzerindeki etkisi de azımsanacak gibi değil. Komplo teorilerinin yanlış bilgiyle mücadele açısından en zorlayıcı tarafı ise “herkesten gizlenen bilgiler” argümanı. Gerçeklerin gizlendiği ama her nasılsa bu bilgiye yalnızca kendisinin hakim olabildiği anlatıcılar bilimsel görünen, karmaşık enformasyon yumaklarını insanların üzerine boca ediyor. Virüsün özellikleri, nasıl yayılabileceği, nasıl önüne geçilebileceği gibi konularda bilgi edinebiliyor oluşumuz bu teorilerin inanılabilirliğini de artırıyor.

Komplo teorileri de ağırlıklı olarak sosyal medyada dolaşımda olan yabancı dildeki kaynaklardan çevrilerek karşımıza çıktı. Yaygınlaştıran kaynaklar anonim Facebook grupları ve Twitter hesaplarıydı. Özellikle 5G hakkında komplo teorileri ise köşe yazarları tarafından gazetelerden ve televizyonlardan sosyal medyaya doğru bir yol izledi. İtalyan doktorların aslında Covid-19’un bakteri olduğunu bulduklarını ve hastalıkla ilgili bilinen her şeyin farklı olduğunu söylediği iddiaları ise, internette ‘eşik bekçisi’ sayılabilecek popüler isimler tarafından yaygınlaştırıldı.

Teyit’in salgın süresince yayınladığı ve sosyal medyada olumsuz yorumlar aldığı içerikler de genellikle komplo teorileri hakkındaydı. Ardında farklı motivasyonların olduğunu görebildiğimiz inanışlarla ters düşen açıklamalar yapmak, geri tepme etkisini de beraberinde getiriyor olabilir. Yine de komplo teorilerini anlamak ve doğru bilgiyi yaygınlaştırabilmek için yapılabilecekler var: İddiaları atomize etmek, oturtulan bağlamı kavramak ve hem iddialara hem de bağlama cevap üretebilmek. İnandırıcı görünen çetrefilli “bilimsel” yorumları daha anlaşılabilir hale getirerek doğrusunu paylaşmak önemli. Bana kalırsa doğruyu yaygınlaştırırken göz ardı edilen her nokta, komplo teorisini güçlendirmeye yarıyor. Komplo teorilerine konu edilen fakat bilim insanlarınca “saçmalık” olarak yorumlanabilecek teorilere cevap üretmek ve açıklamak elzem. Aslında kimse 5G’nin nasıl çalıştığını bilmek zorunda değil ve siz doğrusunu söylemediğiniz sürece yanlış bilginin tüketilmesine hayıflanmamak gerek.

“Koronavirüs nedir ve alınan kararlar bizi kurtarır mı?” kaygısı

Salgın Türkiye’ye varmadan önce özellikle televizyon ekranlarında söylenenler kitleleri rehavete sürükleme potansiyeli taşıyordu. Virüsün grip benzeri olduğu, Türklere bir şey yapmayacağı, bağışıklığı güçlü tutmanın virüsle savaşmada yeterli olacağı gibi iddialar neyse ki kısa zamanda meşruiyetini yitirdi. Virüsü tanımakla meşgul alanın uzmanları doğru bilgilendirme konusunda hem sosyal medyada hem de televizyon ekranlarında özveri gösterdi.

Virüsün hangi yüzeyde ne kadar yaşadığı, nasıl bulaşacağı, hangi ilacın virüsü etkisiz kılacağı gibi sorulara ilişkin iddialar bu kategoriye dahil.

İncelediğimiz iddialarda koronavirüsün özellikleriyle ilgili analizlerle benzer orana sahip “kararlar” kategorisinde ise Türkiye’de ve diğer ülkelerde hükümetlerin aldığı iddia edilen kararlar yer alıyor. Şehirlerin helikopterle dezenfekte edileceği, Avrupa’da gıda alımının karneye bağlandığı, kira sözleşmesi fesih kararları gibi yurttaşların günlük yaşamını düzenleyen kararlarla ilgili merak edilen içerikler burada bulunuyor.

Yeni koronavirüsün özellikleri halen anlaşılmaya; doğru tedavi yöntemleri ve aşı geliştirilmeye çalışılıyor. Virüsü tanımakla geçen zarfta, muhakkak ki güncellemeler de oluyor. Bunlardan haberdar olabilmek için Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası, KLİMİK gibi ulusal sağlık örgütlerini yakından takip etmek gerek. Ayrıca salgın Türkiye’ye gelmeden önce karşılaşılan yanlış bilgi rüzgarına sebep olan şey, virüsü tanıma yetisi olmayan uzmanların ekranlara çıkarılmasıydı. Her “doktorum” diyenin sağlık alanındaki tüm bilgi ve birikime hakim olamayacağını akılda tutmak gerek. Bu yüzden de uzmanları doğru seçmek, hangi kaynaklardan yararlanacağımızı bilmek yanlış bilgiyle mücadelede bize yardımcı oldu. Kararlara ilişkin yanlış bilgiler ise ilgili kurum ve kişilerin açıklama ve belgelerinin orijinaline ulaşmayı gerektiriyor.

Sahte tedavi yöntemleri

Sarımsak virüsü öldüremedi, odaya soğan koymak bizi virüsten korumadı, burnumuza saç kurutma makinası tutmak bir işe yaramadı… Ama bu iddialar sosyal medyada ve özellikle kapalı mesajlaşma platformlarında yüz binlerce kez paylaşıldı ve tavsiye olarak yaygınlaştırıldı. Belki de virüs hakkında yayılan yanlış bilgilerin en masum motivasyonuna bu kategori içerisinde yer alan iddialar sahip. Birilerini korumak için yaygınlaştırılan bu sahte tedavi yöntemleri, sağlığımıza zarar verme ihtimalini de barındırıyordu. Bağışıklığı güçlü tutmak uzmanlarca tavsiye edilse de, virüsün bulaşmasını engelleyebilecek ya da virüsü öldürebilecek mucizevi bir gıda bulunmuyor.

Tedavi yöntemlerini içeren bu iddiaların WhatsApp gibi kapalı platformlarda da yayılması ne kadar geniş bir etkiye sahip olabileceğini anlamamız önünde bir engel.

IFCN’in öncülüğünde bir araya gelen ve Teyit’in de parçası olduğu #CoronavirusFactsAlliance çalışmaları kapsamında 70’ten fazla ülkeden teyit platformu 6 binin üzerinde iddia inceledi. Dünyada Covid-19 hakkında hangi iddiaların hangi kategorilerde öbeklendiğini merak edenlerin de veri bankasını ziyaret etmesini tavsiye ediyorum.

GazeteMAG Arşiv Haberler

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmanız için çerez kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanmayı kabul etmiş sayılırsınız. TAMAMDetaylı bilgi için tıklayınız.