İlker Başbuğ’un çarpıcı 15 Temmuz değerlendirmesi

CNN TÜRK’te Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtlayan 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “15 Temmuz’u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum” dedi.

İlker Başbuğ’un açıklamasından satır başları:

15 Temmuz’u bir askeri darbe olarak değerlendirmiyorum, 15 Temmuz TSK’ya sızan cemaatin silahlı darbesidir. 15 Temmuz bugüne kadar yaşanan darbelerle aynı havuzda değil.” dedi.

İlker Başbuğ, 14 Temmuz’da evinin yakınından askeri helikopterin geçtiğini, ertesi gün yine benzer helikopterin iki kez geçtiğini gördüğünü, bunun kendisinde kuşkuya yol açtığını söyledi.

15 Temmuz kalkışmasının Gülen cemaatinin TSK içindeki kendi unsurlarını kullanarak yaptığı bir kalkışmadır. Bu darbe girişimi diğerlerinden çok farklı. Diğerlerinde emir komuta zinciri içinde gerçekleşirken bu silahlı kuvvetler içinde bir cuntanın darbe girişimidir.
15 Temmuz öncesi birçok kaynak olası darbe için uyarılarda bulunurken ben bu denli bir kalkışmaya girebileceklerini düşünmemiştim.
Bu girişimde bulunanlar kendi insiyatifleri ve hedefleri doğrultusunda değil tamamen dışardan verilen talimatla yapılan bir girişimdir.
Genelkurmay istihbaratı dış istihbaratı yapar. Karargah içindeki durumla ilgili bilgi alma yetkisi yok. İç istihbaratla ilgili geçmişteki taleplerimiz oldu ancak olumlu gelişme olmadı.

Bu kişiler öyle hareket ediyorlar öyle bir eğitim almışlar ki en yakınındaki insan bile onun cemaat üyesi olduğunu anlaması çok zor.
Bu kişilerle ilgili kışla dışındaki faaliyetleri ile ilgili duygum gelmesi lazım. Bu duyum MİT’ten gelmeli ama bu duyum gelmiyor.er
Genel Kurmay başkanlığım dönemimde bunun incelemesini yaptım.

Amerika’da personel izleme teşkilatı var, bu Alman ordusunda var, Türkiye’de de olması için talepte bulunduk.Ama 2010 yılında böyle bir talebe hükümetin cevap vermesini beklemek hayalcilik olur.

MİT TSK içindeki cemaatçi yapıyı bildiği halde bunu genelkurmaya vermiyor. MİT’te asker varken asker bu yapıyla mücadelesini verdi ancak MİT’ten asker çıkınca bize bu bilgi gelmemeye başladı ve mücadelede zaafiyet başladı.

Bu yapı da Turgut Özal döneminde en büyük yapılanmasını gerçekleştirdi. Turgut Özal belki de samimi olarak bu okulların iyi niyetli eğitim verdiğine inanıyordu. Tansu Çiller de aynı durumdaydı. Sadece Rahmetli Erbakan döneminde cemaatle mesafeli tavırlar alındı.

AK Parti, 2007 yılına kadar askerle çatışmaya girmeden politikasını sürdürdü. 2007’den sonra tavır tamamen değişti. 2007 de çok feci bir Dağlıca baskını oldu ve ordunun üstüne gelinmeye başladı. PKK’ya karşı mücadelede askerin yetersiz olduğu propagandası yapılmaya başlandı. 2007-2011 AK Parti-Cemaat arasındaki ilişkilerin zirveye çıktığı dönemdir. Hatta o dönem Sayın Erdoğan “Ne istediler de vermedik ” dedi. Ben kendisine cemaatin tehdidini defalarca ilettim. Hatta bugün bu tehdit bize yarın da size dedim. Hatta bana “sen bunları çok büyütüyorsun” dedi. Kim haklı çıktı.
2011’den sonra AK Parti’nin cemaatle ilişkilerinin kırılmaya başladığı bir dönemdir. O dönemde cemaat 80 milletvekilliği istedi, Başbakan redti. 2011 Haziran seçimlerinden hemen sonra Fenerbahçe’ye saldırı başlatıldı. Cemaate en büyük direnci Fenerbahçe gösterdi. Benim tutuklanmam da hükümete en büyük mesajdır. Benden sonra da en kritik adım da MİT olayıdır. MİT Müsteşarı için yapılan benim için de yapılabilirdi O zaman sayın Başbakan hedefin kendisi olduğunu anladı.

17-25 yargı yoluyla hükümete darbe girişimi ifadesi kullanılmıştır. 2012-2016 yılları arasında sayın Erdoğan tek başına hükümet falan değil tek başına Cemaate karşı savaş verdi.

2007-2011 yılları arasında yapılanlardan da bu hükümetin siyasi sorumluluğu var.

Bugün hükümet kalp hastasına kanser tedavisi uygulamaktadır. Öncelik kalp rahatsızlığı giderilmeli sonra da kanser için önlem almalı.
Bugün gelinen noktada MİT’in mutlaka sorglanması gerek. Hiç kimse MİT’in görevini yaptığını söyleyemez. 15 Temmuz olayında TSK komuta kademesi iyi bir sınav verememiştir.

Bazı er ve subaylara yapılan hareketler ya da ekrana yansıyan görüntüler hoş değil. Bunlara müsade edilmemesi lazım.
15 Temmuz esas amaç yönetimi ele geçirmek, bunu cemaat ve yabancılar yaptı, onların okuttukları bildirileri sahte idi. Asıl amaçları bildiride yoktu. MİT tarafından genelkurmaya isim listesi verildi. 40 bin gibi bir rakam konuşuyor. Kalkışmanın nedenlerinden biri de bu olabilir. Bu darbeye dış destek olmaması işin mantığına aykırı.

Cemaat tek başına darbe yapamaz çünkü, Gülen ABD’de yaşıyor, onu orada yaşatan ona izin veren de CIA’dır.CIA boşuna ona müsade etmez. CIA’nın bazı isimlerinin 15 Temmuz öncesi Türkiye’de olduğuna dair iddialar var.

İstihbarat örgütü, TSK’yı zayıf düşürmek için onun içindeki bir kesimi provoke eder onu kışkırtır hareke geçirir sonra da darbenin başarısız olması için tüm tedbirleri de alır. Bugün TSK konuşulurken TSK içindeki imamlar denilen kişiler kim bunlar nerede bunun iyi araştırılması gerek.Yabancılar için amaç TSK’nın dibe vurmasıydı, malesef dibe vurdu Bunun anlaşılabilmesi için Türkiye’nin çevresindeki duruma iyi bakmak gerek. Birinci öncelikli konu Suriye’dir. Türkiye’nin ordusu güç durumda. Suriye’de ne olduğunu da kimse bilmiyor. Membiç PYD’nin eline geçiyor. Türkiye sınırında bir kürt koridoru oluşuyor. Türkiye PKK ile savaş halinde. Durum hiç iç açıcı değil.

ABD Gülen’i iade ederse kullanma tarihi bitti demektir, eğer çok geçerli belgeler olduğu halde teslim etmiyorsa bu kullanılması devam edecektir.
Bu kalkışma girişiminde Özel Kuvvetlerin çok özel bir yeri var. Zekeriya paşa gerçek bir kahramandır, Semih Terzi ise tam bir vatan hainidir. O vatan hainini vuran astsubay ise unutulmayacak kahramandır. Eğer Özel Kuvvetler ele geçirilseydi durum farklı da olabilirdi.

GazeteMAG Arşiv Haber

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmanız için çerez kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanmayı kabul etmiş sayılırsınız. TAMAMOKU