Deniz Çakır hakkında karar verildi!

Beşiktaş’ta bir mekanda kadınlarla tartışmasının ardından davalık olan Deniz Çakır, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamaları ile yargılandığı davada yeni bir gelişme yaşandı.

Şimdilerde Masumiyet dizisinde rol alan Deniz Çakır’ın Beşiktaş’ta bir mekanda kadınlarla yaşadığı tartışmanın ardından açıla davada yeni bir gelişme yaşandı.

Oyuncu Deniz Çakır’ın “halkın bir kesimini, sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan yargılandığı davada mütalaasını açıklayan savcı, sanığın bu suçtan beraatini talep etti.

İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesindeki 5. duruşmaya katılmayan sanık Deniz Çakır’ı avukatı temsil etti. Müdahiller adına da avukat Alperen Bozdağ, duruşmada hazır bulundu.

TANIK BİLGİSİNE BAŞVURULDU

Duruşmada daha önce alınan ara karar gereği, olay günü Çakır’ın yanında bulunan arkadaşı H.S.C’nin bilgisine başvuruldu.

Olay günü buluşacakları kafeye Deniz Çakır’dan sonra gittiğini, oraya gittiğinde müdahillerin (müşteki) kafede bulunmadığını anlatan tanık H.S.C, “Daha sonra geldiler. O gün konser varmış. Kafe kapanacak gibiydi, sonra insanlar olunca ışıkları tekrar açılır gibi oldu. Çakır ile diğer grup arasında fotoğraf çekme konusunda bir tartışma yaşandı. Müdahiller fotoğraflarının çekildiğini iddia ediyorlardı. Oysa biz masada doğum günü ve yılbaşı sebebiyle kendi fotoğraflarımızı çekiyorduk.” dedi.

Deniz Çakır’ın müdahillere, “Neden sizi çekelim?” diye sorduğunu, kendisinin de telefonunu göstererek “Sizi çekmiyoruz” dediğini aktaran tanık H.S.C, “Sakin sakin otururken, ‘çekiyorsunuz işte’ diye yine söylenmeler geldi. İki taraf da olayı biraz büyüttü. Kafe çalışanlarına şikayet ettiler. Onlar da gelip baktı. Zaten yarım saat kadar sonra da ayrıldık.” diye konuştu.

Müdahillerin avukatı Alperen Bozdağ tanığa, “Telefonun kırılmasına sebep olan olay, sadece bir bakışmadan veya anlattıklarınızın bir sonucu mu oldu? Daha önceki beyanınızda sanığın, ‘Burası Arabistan mı?’ ifadesini kullandığını söylemişsiniz. Bu doğru mu?” sorusunu yöneltti.

Tanık H.S.C. de olayı olduğu gibi anlattığını söyleyerek, “Telefon bu, 70 kere düşüyor. Bu olaydan dolayı sanık ‘Ben sizi niye çekeyim?’ diyerek telefonunu masaya vurup kırdı. Ayrıca avukat beyin sorduğu, ‘Burası Arabistan mı, neden içki içmemize kızılıyor?’ gibi söylemlerde bulundu ancak onu müdahillere değil bize söyledi. Müdahiller çok kulak kabartırlarsa bunları duyabilirdi.” ifadesini kullandı.

Deniz Çakır

 

“SANIK ÇAKIR ‘NİTELİKLİ HAKARET’ SUÇUNDAN YARGILANMALI”

Tanık beyanının ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, mütalaasını mahkemeye sundu.

Mütalaada, sanık Çakır’ın, “halkın bir kesimini, sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan yargılanmasının istendiği hatırlatılarak, suçun oluşması için Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen özelliklere sahip ve halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin aşağılanması, tahkir edilmesi gerektiği ifade edildi.

Bu maddede kamu barışını korumak amacıyla halk kesimlerinin alenen aşağılanmasının suç olarak tanımlandığına vurgu yapılan mütalaada, “Bu fıkradaki suçun oluşması için bir topluluğun, maddede belirtilen sebepler, ırk, din, mezhep, cinsiyet, sosyal sınıf ve bölge farklılığına dayanarak aşağılanmış olması gerekir. Bunların dışındaki bir gerekçeyle halkın bir kesiminin aşağılanması halinde bu suç oluşmayacaktır.” denildi.

Maddede düzenlenen suçun oluşması için yapılan aşağılamanın alenen olması gerektiği ve olayda aslında TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen “hakaret” suçunun söz konusu olduğu kaydedilen mütalaada, şu değerlendirme yapıldı:

“Sanığın eyleminde sarf ettiği sözlerle belirli sayıda mağduru hedef aldığından, TCK’nın 216/2. maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı ve eylemin TCK’nın 125/1-3-b, 125/4 ve 43. maddeleri kapsamında kalan, zincirleme biçimde işlenen ‘nitelikli hakaret’ suçunu oluşturduğu, ancak bu eylemden açılmış bir dava bulunmadığından, davanın konusunu teşkil etmediği, dolayısıyla dava konusu edilmemiş eylem açısından sanık hakkında karar verilmesi imkanının bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu durum karşısında yalnızca sanığın üzerine atılı ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçundan beraat kararı verilmesi, sanık hakkında, eylemine uyan, TCK’nın 125/1-3-b, 125/4 ve 43. maddeleri (nitelikli hakaret) gereğince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması talep ve mütalaa olunur.”

Ara kararını açıklayan mahkeme, taraf avukatlarına, mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı erteledi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelerek suç duyurusunda bulunan bir kısmı başörtülü 7 kadın, 30 Aralık 2018’de, Beşiktaş’taki Zorlu Center alışveriş merkezindeki bir kafede oturdukları sırada oyuncu Deniz Çakır’ın kendilerine hakaret içeren söylemlerde bulunduğunu iddia etmiş ve Çakır’ın yargılanmasını istemişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı suç duyurusu üzerine Çakır hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “özel hayatın gizliliğini ihlal etme” suçlarından soruşturma başlatmıştı.

Soruşturmayı yürüten savcı eylemin, “mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaret” suçu kapsamında kaldığı gerekçesiyle “özel hayatın gizliliğini ihlal, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” suçlarından Çakır hakkında takipsizlik kararı vermiş ve bu karara başsavcılıkça itiraz edilmişti.

İtirazı değerlendiren İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği, 21 Şubat 2019’de verdiği kararla, takipsizlik kararının, ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçu yönünden kaldırılmasına hükmetmişti.

Hazırlanan iddianamede, Çakır’ın “halkın bir kesimini, sosyal, sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

YORUM
GazeteMAG Arşiv Haberler