DİKKAT! Terk edilme korkusu kadınlarda daha fazla görülüyor

Günümüzde ilişki problemleri hızlı bir şekilde çoğalmakta ve bu ilişki çatışmaları nedeniyle psikolojik destek arayışları giderek artıyor. Duygusal veya fiziksel şiddet eğilimi, aşırı sahiplenme, güvensizlik, kıskançlık, aldatılma şüphesi, aileler arası kültürel farklılıklar ve terk edilme korkusu gibi duygular ilişki çatışmalarının önemli sebepleridir. Terk edilme korkusu bu duygular içerisinde belki de en yoğun olanıdır. Özellikle kadınlar bu duyguyu erkeğe göre çok daha fazla yoğun yaşamaktadır.

Yoğun terk edilme korkusuna sahip birisi sevdiklerinin yaşamından çıkma tehlikesine ve ayrılık işaretlerine karşı aşırı tetikte bir haldedir. Partneri ondan uzaklaştığında veya terk ettiğinde hissettiği duygu çok yoğundur ve çok acı vericidir. Benzer tepkinin daha hafif şekli iş, yakın dostlar, sağlık, anne-baba, sevdiği bir eşyaya karşı da görülebilir. Burada yaşanan korkunun önemli birkaç sebebi vardır.

Anne babaya güvenen kişi, yetişkinlikte de partnerine güvenir

Kız çocuğu yetiştirirken ebeveynler daha çok duygu içeren kelimeler ve yüz mimikleri kullanır. Erkek çocukta ise biraz daha sert ve daha az güler yüzlü ifadeler kullanır. Kız çocuğu bir hata yaptığında verilen tepki daha çok terk küsme, fiziksel ve duygusal terk etme şeklinde iken erkek çocuğa verilen tepki korkutma ve zarar verme şeklindedir.

Sürekli duygusal terk edilişi maruz kalan çocukta ebeveyne karşı güvensizlik gelişir. Çünkü başka bir gün tekrar terk edilme ve yalnız bırakılma ihtimali vardır. Aynı güvensizlik duygusu yetişkinlikte partnere yansıtılır. Güven eksikliği diğer bir ifadeyle yalnız kalamama ve yetersizlik duygusu olarak da ifade edilebilir. Yetersiz olduğunu düşünen birisi, kendisinde eksik olan duyguların beraber olduğu insan tarafından devamlı olarak karşılanmasını bekler. Öteki kişi karşılamadığında ve uzaklaştığında ise çocuklukta ebeveynin terk ettiğindekine benzer duygular hisseder.

Ebeveynler kendi çocukluğundan getirdiği hem olumlu hem de olumsuz duyguları çocuklarına aktarır. Bu şekilde duygular kollektif bir bilinçle nesilden nesile aktarılır. Taş devrinde mağarada yaşayan bir doğurduğu çocuklara bakma zorunda hissederken aynı zamanda erkeğin onu ve çocukları korumasına muhtaç bir haldedir. Erkek zaman zaman avlanmak ve yiyecek toplamak için mağaradan çıkar. Burada kadın için bir problem vardır. Akşam bu erkek ölmeden mağaraya dönmelidir. Veya başka bir kadının yaşadığı başka bir mağaraya gitmemelidir. Bu duygu aslında terk edilme duygusunun benzeri bir duygudur. Bu duygu nesilden nesile aktarılır ve günümüzde maddi durumu yüksek, iyi bir mesleğe ve sosyal statüye sahip kadında bile bu korku az veya çok gözlemlenir.

Çocukluk çağında birden fazla bakıcı bu korkuyu ateşler

Çocukluk döneminde erken dönemde birçok bakıcı tarafından bakım verilmesi bağlanma sorunlarına neden olabilir. Çalışan bir annenin çocuğuna mümkünse kendi evinde bakılması daha uygundur. Çocuğun başka evde yaşayan babaanne, anneanne veya bakıcının evine bırakılması terk edilme duygusuna sebep olabilir. Aynı evde bile olsa sık sık bakıcıların değişmesi de uygun değildir. 2 yaşın altında anaokuluna veya başka bakıcının evine gönderilmesi uygun değildir.
Çocuk için her zaman en önemli figür annedir. Anne duygusal olarak çocukla bağını koparmıyorsa diğer bakıcıların yaptığı travmaların önemi azdır. Anne babanın çocuğun yanında kavga etmesi, tutarsız davranması ve ayrılma kelimeleri kullanması terk edilme duygularına sebep olur.

Terk edilme korkusu olan kişi paradoks olarak terk etme potansiyeli olan partnere aşık oluyor

Terk edilme korkusu yaşayan kişi kendisine bağlanacak, sadık ve sürekli onunla meşgul olacak bir partner ister. Ancak paradoks olarak bu partnerin zıt özelliği olan kişilere karşı elektrik hisseder. Daha sonra da bu durumdan dolayı şikayet eder ve acı çeker. Böyle birisi partner olarak evli ya da başka bir ilişkisi olduğu için uzun vadede bir söz veremeyen birisini seçebilir. Bunun dışında uzakta yaşayan, çok fazla seyahat eden, çok fazla partner değiştiren birisini seçme olasılığı da yüksektir. İşinde çok zaman geçiren işkolik birisi ile de duygusal temas kurmak zordur. Bunun dışında duygusal temas kuramayan, madde kullanan, alkolik, çok içe dönük ve depresif kişiler terk etme potansiyeli yönünden seçilebilecek diğer adaylardır.

Neler yapılabilir

Bu duygunun partnerle ilgisi olabilmekle birlikte kişinin kendi korku ve kaygılarını da içerdiğini fark etmek önemlidir. Devamlı olarak ötekini kontrol etme ve terkedilmeden korkmanın sadakat için bir yararının olmayacağını bilmek diğer önemli noktadır. Tam tersi bu duygular terk edilme ihtimalini artırabilir. Kendine daha çok kaliteli vakit ayırma, bireysel olarak iyi hissettirecek davranışlarda bulunma sayesinde yalnızlık olumsuz duygu yaratan bir eylemden eğlenceli bir duruma dönüşecektir. Bunun dışında korkularını partnerle, bir arkadaşla veya bir profesyonelle paylaşma bu duygusal yükü azaltacaktır. Hiçbirisi mümkün değilse kendi kendine itiraf etmek de işe yarayacaktır. Daha fazla sosyalleşme, yeni hobiler elde etmek haz alınan başka nesneler bulunması partnere olan bağımlılığı azaltır. Mahmure

GAZETEMAG ARŞİV HABERLER

Bu habere yorum yapabilirsiniz